CLICK HERE FOR BLOGGER TEMPLATES AND MYSPACE LAYOUTS »

31.7.06

sevmek ve sevilmek..
ince bir çizgide ip atlarlar
bense izlemeyi tercih etmiş
bakarım oyunlarına
sevilmek bana dönmüş yüzünü
ne de güzel bakıyor
atlarken ipini sallanan saçları umrunda değil
ayağım takılır düşüncesini
atmış çoktan ceplerinden
söylemekten hiç çekinmediği
iki kelimesiyle oynuna devam etmekte
sevmek ise hep yanıbaşımda
o kadar çok yakın ki soluğunu hissediyorum
yagmur damlasının süzülüvermesi gibi
yanaklarından
gülümsemiyor tebessümle bakıyor bana
anne sıcaklığı kadar samimi
çıplak elle kar oynamış kadar soğuk ve gerçek
ikisine birden bakıyorum yine
aklımdan geçenleri
neden vaktinde söyleyemiyorum diyorum
gülümsüyorum..
...
bunu duymak bile çok güzel
çok basit,kısa,hep söylenen,tanıdık..
ama yine de anlamlı
ama yine de ilk senin söylediğin gibi
anladın sen...
'hala aynı'
'ilk günkü gibi'
dedin ya bana
yine güldüm
yaptığım en önemli iş bu galiba :)
bazen kaybolmak isterken
birilerinin seni sobelemesi
ve elini sana uzatması
yine gülüş
...
kızmıyorsun ya bana
hani ben ne yaparsam yapayım
hep şuracıktasın ya
bunu hissettiriyorsun ya
aslında yanımda değilsin
biliyorum ama yanımdasın işte
'gülme sakın'
'öyle deme'
'ya ama öyle değiiiil!'
bir ben diyeyim sana
'biliyorum işte'
yine yoksun
yine aklındayım, söyledin bugün
'zaten hiç çıkmadın ki'
'hadi canım sendee'
ne diyorduk: akışına bırakalım..
o kaddar!
bir de
zıplamak lazım
:)

28.7.06

):

yazasım yok..okuyasım yok..okula gidesim yok..yemek yiyesim yok..yok işte.. elde koca bi sıkılmışlık var..buyurmaz mısınız?

22.7.06

bloglara uzak kaldım diye düşünürken sonunda tam anlamıyla oturdum basına.
neyse ben geldim ama takip edecek bir cift değil de bir TEK gözüm var.ben güzel güzel evde otururken dışarı bile adım atmazken sonunda ikinci vizemin yerine gececek olan projem için anaokuluna gitmeye karar verdim.evet o gun bugundu.aldım elime fotograf makinemı cıktım yola.bu arada yanımda number10 var yoldas odu sağolsun. ben neden lafı uzatıyorum ki bu kadar anaokuluna gittik ama iki girişi olan okula nerden girecegimizi düşünürken bahceden gectik .işte olay burda ;ben gecemedim direk karardı gözüm!çotank diye oturdum kaldım. bizim anaokulunun bahce kapısının üzerinde bi demir varmış tabi ben onu görmedim(benim sakarlıgım kabul ediyorum) kafa attım oraya ama gercekten anladım o kelime grubunun manasını.'hayatım film seridi gibi gözümün önünden gecti' bu lafa ilave olarak karartı hakimdi olayda.arkadasım sagolsun yanımdaydı iyiki, hemen anaokuluna girdik(hemen girmedik benim toparlanmam zaman aldı) ben projeyi unuttum zaten direk calışanlardan biri bana buz getirdi ve eriyene kadar orda girişte oturduk.gözümden istemdışı yaş geliyordu( istemdışı falan değil yahu, anaokulunda,hem de girişinde ağlıyorum demeyi yediremiyorum kendime ondan) ama bir kaç damla aktı gözümden işte.tenturdiyot falan surdu number10. ama acıyo işte. ordan çıkıp bi polikliniğe ugradık ,saolsun bu saglıkcılar ne kadar alakalı insanlar(yersen) siz zaten gerekeni yapmışsınız dedi ve suratımıza 'hade cıkın gidin gari' demek istedi dolaylı yönden. eczaneye girdik o da bi krem onerdi şişlik için.
işte ben şimdi evdeyim ama sol kaşım gayet şiş ve hafiften mor acaba sabaha ve diger gunlere iyice morluk artmış mı olcak ki? ya da gözümü altına kadar inerse o morluk? ya da morlugu gectim ben gözümü acamayacak kadar bir şişlikle uyanırsam sabaha?
korkuyorum,bi de acıyor işte(demiştim galiba)

paylaşmak istedim ben de bunu ,pek de gerekli değil hani..aman ne bileyim işte ilgiye ihtiyacım var.böhüü böhhü böhhüü aglarım bak..ağlıyorum.

ha bi de azcık bi çizik var acaba tetanoz olmam gerekir mi ki?

21.7.06

papatyalar

o yorgun ve sıcak günü hatırlıyorum..okula gidesim her zamanki gibi yok.aval aval etrafıma bakarak ve içimden 'okul yolu düz gider' sarkısını söylüyorum(arada dışa vurmuş olabilirim sarkıyı,nasılsa bomboş değil mi okul yolum, kim duyacak)-bu arada sarkının devamı nasıldı-
bir hışırtı duydum baktım birşey yok.sonra yine duydum bu sefer nerden geldigini anladım minik bir kaplumbaga bana yalnız değilsin diyordu.onun fotografını cekmeye calıştım ama nafile kaplumbaga kardes nazlı cıktı.ee napalım dedim,bekle bekle nereye kadar..hiç tepki de vermiyor bana.. dersim, işim gücüm var.örümün sonuna kadar sevimli halini yakalayacagım diye bekleyecegimi düşünüyorsan yanılıyorsun dedim ve az ötedeki güzelligi gördüm. durdum düşündüm nerden nasıl ceksem fotografı diye ama telleri aşamazdım ya, yeteri kadar zoom yaptım ve işte o güzellik..yeşilligin verdigi bi huzur, güneş ışıgının daha bi güzel göstermesi kendisini ve bana poz verdi :) sonra sonra farkettim papatya bana poz verdi ancak aramızda tel vardı! uzaktı bana,kendisini görmem izin verdi kaplumbaga gibi saklanmadı ama telleri hesaba katmamıştı kimse..
telleri nasıl kaldıracagız şimdi?




15.7.06

tırnaklarıma nolduuu???





bir eğlendim bir eğlendim ki sormayın.. oje sürmek için bir renk sececekken hepsinden kullanmaya karar verdim :P(gayet iyiyim) sonra da işin kötü tarafı ben sağ elimi kullanabilien bir insanım,anlayacagınız sağ elimin tırnakları diger tırnaklarımın yanında kontrol grubu gibi kladı..ölece baktılar bana(hani ban hani bana dediler) ama ben tırnaklarımı boyadıgım gibi çıkardım..zaten bu sekilde dışarıya da cıkmazdım.ama çok güsel oldu..ben begendim.yetmez mi?




10.7.06

yetenek meselesi

bi mail gelmiş arkadasımdan. çok begendim.yani ötesinde HARİKA dedim durdum. bi hile var mı bilmiyorum ama ben yokmuş gibi düşündüm ve hoşuma gitti.
ben de kimi zaman kızıyorum kendime, neden vakti zamanında güzel sanatlar anadolu lisesini kazanmışken gitmedim diye.hoş su an memnunum okulumdan bölümümden ama resim içimde kaldı böle cuk diye oturdu.demiştim ki kendime ilerde hobi olarak devam ederim nolcak ki..hiç de ölyle olmuyor işte, bıraktın mı bırakıyorsun(en azından ben öyleyim) hala yaratıcı oldugumu düşündügüm zamnlar oluyor elbette ama daha iyi olabilirdi de..neyse keşke demek değil bunlar.ama birazcık daldan dala atlamak herseyden yapmak/yapabilmek istedigi bendeki. bana kalsa ben sporcu da olmak istiyorum, bir enstruman calabilmek.tiyatro ,dans falan..ay hepsinden birer birer bındıklamışlıgım var ama nedense devam etmedim neden böle acaba?
deli miyim neyim(deliyim deli)

8.7.06

metro






bir yandan metromu yemişim,azcık notlarıma bakmışım.sonra da sıkıldım zaten.yazın okulmuş dersmiş hiçbiri cekilmiyor ki.
notlara bakmazdan evvel biber dolması yaptım, çok becerikliyim ya, bi seferde parmagını dograma,işte yaralı parmaklı metro.hmmm broke finger with chocolate..this is perfect!(ya deli yaaa inglizceye bak hele) güldürme beni allaşkına deniz.dur iki dakka yerinde. sıcaktan buhar olup uçcam su an sıvı haldeyim ve gayet cıvıdım, di mi?
-evet haklısın.
ne diyordum ben.(bungee jumping yapmak istedim şimdi de)arada dengeyi bozdugum aralıklar oluyor
-kesinlikle dogru bir teşhis!
odam masam dolabım pek bi dagınık görünüyor.ben ise aldırış etmeden devam ediyorum hayata.arada gözüme çok battıgı vakit düzeltmeler yapıyorum.mesela orda görünen dolabın sol kenarına yapıştırılmış bişiler var :) ben de şimdi düşündüm taaa küçükken yapıştırmıştım yunus günçe fotolarını,bundan 6 sene once :) hala durması garip geldi.demekki gözüme batmıyormuş o.(yakışıklı çocuk vesselam)
ee dagınıklıga bakın hele, bi yerde cüzdan bi yerde sarj cihazı,kalemler, tütsü..ohoo bi de benim elim yarabandıyla pek bi şık görünüyor :)
saat kaç oldu ben hala pijamlarımla evde geziniyorum.evden cıkasım yok.bi tek deniz eksik birazcık kum,birazcık güneş kremi..off bea..tembel miyim neyim..saydıklarım suan olmasa sa sefam olsun pek bi güzel böyle olmak..

4.7.06

ada sahillerindee bekliyooorum

fotograflarıma bakıyodum azönce ve paylaşayım istedim.ne de güzel eğlenmiştim..güzel gecirdiğim günlerden biriydi.'zaman' orda takılı kalsaydı.takılı kalmak değil de zaman öyle anları hep yasatsa,hep güzel seyleri yaşasak. şimdi zaman hep heybeliada'da takılı kalsa bi yerden sonra sıkılırdım.bak yazarken celiştim yine kendimle, peki zaman hep güzel anları yaşatsaydı nolurdu? bu sefer güzelliklerin kıymetini bilemezdik heralde.oohoo ben işin içinden çıkamadım.peki nolsun,o zaman hep 'zaman' bizden yana olsun. nerede yavaşlayacagını-tadını cıkarmak için- nerede hızlanacagını bilsin.

ee gelelim benim heybeliada macerama;
efenim smile & skull cifti için birer adet bisiklet alalım dedik(bu çift biz oluyoruz tabiki)koca adayı nasıl gezecegiz yoksa :) ben sepetlisinden aldım kendime, ee malum kız kısmının cantasıydı telefonuydu ıncıgı cıncıgıydı derken koyacak yer gerekiyor. hatta yolda gördügümüz erik agaclarından koparılan ekşi erikleri de koymak için ayarlanmış bi yer oldu sonra.

bisikletle çıkarken yoruldugumuz o yokuşu yürüyerek çıksak nasıl olurdu bilemiyorum ama sonrasında buyuk adayı burnunun dibinde görüvermek pek bi güzel oldu.(buarada aslında çitfli bisikletlerden almayı planlıyorduk ancak iki kişi olunca cok zorlanırız düşüncesi bizi yendi-ki iyiki almamışız,çok yoruldum ben-

derken bi mola verdik piknik yapılan yerlerde kola içtik çekirdek çıtlattık, cips yidik bi de. sonra aldıgımız enerjiyle yeniden keşfe cıktık. birden ne göreyim arkamdan at sesleri ama öyle böyle değil, korktum vallahi beni ezip gececkler diye.basıboş at sürüsü tıkıdı tıkıdı yaparak değil de gümbüdü gümbüdü yaparak gectiler heyacanımdan ben makinemi çıkarmada gec kaldım ama cekebildigim kısmı bu kadar.
bir yandan da faytonlar gelip geciyor, en rahatı onlar sanırsam bineceksin kardesim prens ve prenses misali hoppp adayı gezdiriverecekler.
adadaki evler de cok sakın cok sessiz tam kafa dinlemek için.ben evleri incelerken 3 yorgun kuş gördüm, ohh bulmuşlar mis gibi yer, ölece yatarlar tabi(kuşlar yatar mı,yoksa oturur mu ben bilmiyorum,anladınız siz,ondan işte)

eh ben faytona binmedim ama ata bindim, ilk önce bi korku sardı içimi,küt küt küt küt diye sesler cabası(sadece ben duyuyordum o ayrı) derken bi alışmışım oohooo kim tutar beni. atımın adı(hemen sahipleniverdim) rüzgardı(heuehhe hiç bilnmeyen bi isim di mi?) neyse işte o da sevdi beni, tedirgin okşamalrımın ardından mıncırmaya basladım hayvanı, hani bi kızsa tepetaklak atacak beni,ama benim umursadıgım yok :)

sonra yalnız bir kuş gördüm kayaların üzerinde , annesiyle birlikte babasını bekleyen kuş da vardı catıda..
karnımı doyurduktan sonra vapurumuzu bekledik(sahipleniyorum demiştim değil mi) o sakin yolda


















el salladım heybeliadaya sessizce baktı bize, ,kuşlarıyla ugurladı bizi..