CLICK HERE FOR BLOGGER TEMPLATES AND MYSPACE LAYOUTS »

30.3.09

bunal

02-03-2008

Yorgunum, uykusuzum, algılarım yavaşladı, hareketlerim de öyle. Bugün doyurucu bi gündü belki de. Uyku dışında. Uyku gibisi var mı yahu!

Haa hayat güzel diyorum da ben kendi penceremden öyle görüyorum zaman zaman.(sen gibi) Ne biçim olaylar oluyor şehrimde, memleketimde, dünyamda… hep var evet, her zaman oluyor. Benden bağımsız olan o dışarıda. Boşver diyor bi tarafım da yok ya üzülüyorum ben öle her şeye, haberleri izlerken ağlar mı insan? Ailesini gazzedeki olaylardan sonra kaybeden küçük kızın gözyaşları yalan olamaz herhalde? Neden haksızlıklar olurken bi tarafta, diğer tarafta Hollywood yıldızlarını bir şey etkilemez? Kaç milyon dolarlık masraf olmuş düşünsene yahu, bi perde aman aman şaşalı olmasa, en pahalısından yiyecek içecek alınmasa, katılan ünlülerin bir gece için harcadıkları kılık kıyafet masrafları?

Haberleri izlemeyeceğim, istifa ediyorum bi müddet hayattan. Ne bu ya her şey tuhaf. Adamın biri eşi chat yapıyor diye kızının önünde pompalı tüfekle öldürebilir mi hayatı paylaştığı biricik insanı, eşini? Nerde kaldı onca paylaşım, niye siz evlendiniz ve çocuk dünyaya getirdiniz?

Sen niye iç kuruşluk kirayı almak için adamı bıçakladın genç oğlan?

Sevgilini niçin dövdün e be hödük insan, sevgili olmanın verdiği bi hak mı bu? Kimsin ki sen?

Belediye başkanı ne gerek var böyle komikliklere, seçim öncesi yolları delik deşik etmene, bi de üstüne her eve mektup yollamaya… benim cebimden çıkan parayı neden bu şekilde harcıyorsun ki.

Ve sen gizli ajan komşu sanane bizim evimizde ne olup bittiğinden, neden o güzel zihnini bizi düşünerek yoruyorsun? Dedikodu yapma , hayatına odaklan.

Uzaklaşmak lazım, sadece ben ve benim gibi düşünen insanlarla birlikte olmak lazım.

edit: kaydetmediğim eski yazıları kurcalarken buldum derken... güzel ülkemin sorunları hiçbir zaman bitmeyecek ki yaşayıp gidiyoruz. bir de seçimler sonuçlar, patlayan ampül mü, elektrik kesintisi mi... sahil kentlerinde var bi durum, helal olsun onlara. deniz havası işe yarıyor sanırım diyeceğim şimdi. koca memleketim yarım ada... işte bi sebep bulmak benimkisi de...ah ah.


6.3.09

bulut mu olsam



Buluttum gökyüzünde, güneşin hemen yanındaydım. Enerji doluydum sayesinde, capcanlıydım. Sonra damla oldum ayrıldım güneşimden, gökyüzümden hızla düştüm bir gemiye. Farkedilmeyecek kadar küçüktüm. İnsanlar vardı. Korktum kendimden, yapabileceklerimden. bilmem niye? Bazen cevap veremeyiz işte, öyledir. Öyle olmuştur. Gemiye tututamadım korkumdan ve düştüm denize balık oldum. Rengimi güneşimden aldım. Yüzdüm doyasıya, karabalık arkadaşım oldu. Kafa dengi balık arkadaşlarımla açıldık enginlere. Yüzdük yüzdük ve büyüdük. Korkumu yendim ve "şimdi anladım" dedim. Çok geçmeden yosun olmaya karar verdim. Bir yere çakılı kaldım kimisine göre ama ben bu halimle mutluydum. Sabittim, farkedilmiyordum denizin dibinde. Kıyıdaki çıplak yalnız adam ve her gece dinlediği huzur veren sesi yetiyordu mavi yosuna. O kıyıda yosun olmak ve her gece onu dinlemek... çıplak adam da düşünüyordu belki ne yapmak istediği hakkında, ondandır hep yalnızdı. Ondandır şarkılarda buluyordu kendini. Oysa bir defa sarı balık olsa, bir defa bulut. bir defa yosun olsa... napsındı? olamazdı işte. Çok geçmedi anlamadığımı anladım yine. Kendimi anlamak zordu. Hepsinden olmalıydım ya ben. Bunun için ne olmalıydım, kim olmalıydım? nasıl hem minik arkadaşlarımı görüp hem çıplak adamı dinleyebilecek hem de günün doğuşunu/batışını izleyebilecektim? herşeyi aynı anda istemek değildi bu istediğim, sadece sevdiğim dünyayı takip edebilmekti belki de. Beni ben yapan herşeyi bir arada görebilmek. Ben olmak.
ve buldum!

Denizin üstünde ala bulut
yüzünde gümüş gemi
içinde sarı balık
dibinde mavi yosun
kıyıda bir çıplak adam
durmuş düşünür.

Bulut mu olsam,
gemi mi yoksa?
Balık mı olsam,
yosun mu yoksa? ..
Ne o, ne o, ne o.
Deniz olunmalı, oğlum,
bulutuyla, gemisiyle, balığıyla, yosunuyla.

Nazım Hikmet