26.9.12

SİZİN HİÇ BABANIZ ÖLDÜ MÜ?
Sizin hiç babanız öldü mü?
Benim bir kere öldü kör oldum
Yıkadılar aldılar götürdüler
Babamdan ummazdım bunu kör oldum
Siz hiç hamama gittiniz mi?
Ben gittim lambanın biri söndü
Gözümün biri söndü kör oldum
Tepede bir gökyüzü vardı yuvarlak
Şöylelemesine maviydi kör oldum
Taşlara gelince hamam taşlarına
Taşlar pırıl pırıldı ayna gibiydi
Taşlarda yüzümün yarısını gördüm
Bir şey gibiydi bir şey gibi kötü
Yüzümden ummazdım bunu kör oldum
Siz hiç sabunluyken ağladınız mı?


Cemal Süreyya



*tam da bugün

29.8.12

deyyus

" şiirler varıdı, sene yazdığım, biyocuk okuyuveseydin belkim bambaşka oluverirdi.
zaman akıpduruken biz ötelere berileri savrılıken.
ah ulen ah, aşk ne menemsin sen, deyyüsün önde gidiverenisin."

9.8.12

hayat kısa

yaşamı sevmek lazım. her şeye rağmen.

akşamüstü iş çıkışında tüm günün yorgunluğu üstümde olsa da gülümseyebiliyorum. karşıyaka'nın karmaşık sokaklarında büyümüşüm gibi, çok tanıdık ve bir o kadar bana yakın. samimi olduğundan mıdır, nedir bilmem. bir bir yaşlı teyzelerle konuşasım geliyor. 

işte yine bugün o sokaklardan geçerek evime gidiyorum. her ne kadar denize yakın sokaklarda daha kuvvetli olsa da hatrı sayılır bir serinlik var iç kısımlarda da. saçım rüzgarla inatlaşıp yüzümü boynumu öpmeye kalkıyor, ellerim dolu olduğu için teslim oluyorum rüzgara. yine o yaşlı amca, adı kim bilir ne? hep balkonda, çiçekler arasında ve hep el sallıyor geçenlere. özellikle bayanlara mı çözemedim. şirin bir de gülümsemesi var. ilk zamanlar anlam veremesem de bu duruma şimdi ben de el sallıyorum ona. ne kalmış ki hayatında? bizim hayatımızda? bir gülümseme daha kaptım.

köşeyi döndüm ve işte o zeytinyağlı dolma kokusu. kokular içinde bir de kedilerin sesleri. küçük bir çocuk babasına yalvarıyor yavru kedileri evlerinde beslemeleri konusunda. babası oralı değil, ama zarar gelmesin diye diğer kedileri kovalıyor. az sonra taş fırına gideceği belli, üzerinde alelade giydiği tişortu ve şortu, ki büyük ihtimalle atletle geziyor evde. ayağında plastik terlikler. saçlar biraz dağınık ve yağlı. bir de burda yaşlılar hep balkonda. bekliyorlar. hemen hemen her gün camiden sela duyuyorum, beklemekten yorulanlar için.

işte birinci kattaki yaşlı komşum da balkondan kedilere yiyecek atıyor, kendine kedilerden arkadaş ediniyor anlaşılan. 6-7 kedi üşüşüyor balkonun altına. bense anahtar sesiyle bozuyorum tüm akışı. neyse ki bir gülümseme daha kaptım.

ahh bir de o merdivenler olmasa..

6.6.12

ve dünya öyle büyük, 
öyle güzel 
öyle sonsuz ki deniz kıyıları 
her gece hepimiz 
yan yana uzanıp yaldızlı kumlara 
yıldızlı suların 
türküsünü dinleyebiliriz... 

yaşamak ne güzel şey 
taranta - babu 
yaşamak ne güzel şey... 
anlayarak bir usta kitap gibi 
bir sevda şarkısı gibi duyup 
bir çocuk gibi şaşarak 
yaşamak... 
yaşamak: 
birer birer 
ve hep beraber 
ipekli bir kumaş dokur gibi... 
hep bir ağızdan 
sevinçli bir destan 
okur gibi 
yaşamak...
     Nazım HİKMET



14.5.12

11.5.12

çok zaman oldu
görüştüm bu sabah
çok özlemişim
annemi.

9.4.12

ANI'DAN

O zaman her bir şeyin adı unutmakdı.
Elinin ermediği olu'ları tutmakdı.
Yarısı sende kaldı, tutabildilerinin.
Tutamadıklarının da adı unutmakdı.


Özdemir Asaf

17.3.12

köreldim mi nedir, yazamıyorum . çizemiyorum. vakit yetiremiyorum kendime. kendi kendime kalmaya. kendimi dinlemeye. yiyoz içiyoz sıçıyoz misali, yaşıyoz. (egeliyim şivemi korurum uleyn)




abarttım mı ne, güzel şeyler var elbette. hem de çok güzel şeyler. aslına bakarsan demek istediğim, gün geçtikçe, zaman ilerledikçe üniversite zamanlarındaki gibi kalmıyoruz demekti. sabahlamalar kalmıyor, şuursuzca konuşmalar gülüşmeler, deliler gibi yollarda yürümeler... zamanı geri çevirip uykusuz kalmak ama o günün şartlarında... her şey şimdi daha oturaklı, daha bir yarını düşünerek, daha bir temkinli adımlarla yürüyerek ilerliyor.




rahatsız da değilim bundan, benimkisi üniversite yaşamımı/tembelliğimi özlemek. yalnız kalıp hüzün yapmak (öyle demeyin şimdi, hepimizin içinde yok mu kimse beni anlamıyor bakışı) hayata karşı devamsızlık hakkımı kullanmak istiyorum bazen.


yoruldum ki ben, daha bu yaşta, eved. ha bi de, bugün orda da cumartesi mi?

27.2.12

Yalnızlık yağmur olmuş akıyor, damlarına kentin,
Ve sen böyle bir ölüm düşünmedin.

11.2.12

tuhaf yaşamlarımız. bir gün bir yerdeyim, bir diğer gün başka yerde. yarın kim bilir nerde? vaktim yok, eskisi gibi değil hiç birşey. eskisi gibi değil havalar da. hep soğuk, hep soğuk. birbirimizleyken sıcak olsa da tek başımıza kaldığımızda hep soğuk.