31.12.08

yıl sonu

Yılın başı, ve yılın sonunun kesiştiği gün. Düşünüyoruz neler ekledik kendimize geçtiğimiz yıl..ve neler eksilttik kendimizden.

Yüzüm pek çok kez güldü, ne olursa olsun ailemin dostlarımın yanımda olduğunu bir kez daha gördüm, mutluluktan ağladım, pır pır etti kalbim, heyecandan elim ayağım titredi yine yine, sevmeyi hep sevdim, uzaklara gittim, görmediğim yerleri gördüm, keşfettim, alıştım, öğrendim, değiştim, hiç tatmadığım lezzetlerden tattım, farklı insanlar tanıdım, onların sevinçlerini paylaştım, ben biraz daha ben oldum, biraz daha büyüdüm biraz daha hissettim. Bir sene daha geçti senden ve ondan uzak. Alıştım zamana, alıştım her şeye. Kıymet bilmek gerekli dedim bir kez daha. İçime bir ılıklık geldi bunları düşününce. Kendime hediye aldım, şarjı konuşmalarda bitmeyen bir telefonum var artık. Yeni yıla uygun bir tema ekledim. J küçük şeyler sevindiriyor beni eved. Basit ve anında yaşamımı seviyorum bazen. Marihuana denedim, deli gibi sarhoş oldum, tarçınlı kurabiyecikler yaptım sevgiyle, tadını çıkardım her duyguyu yaşamanın.

Öte yandan geçen sene stres oldum, ayrılıktan, uzakta kaldığımdan ağladım, yeni ortama ayak uydurma sırasında destek beklerken yalnız kaldım arada, yitirdim, özledim eskiyi, bekledim, sabrettim. Çarşafı kaybettik, üzüldüm. Alışkınım yitenlere. Haksızlığa uğramış yakınlarıma yardımcı olamamak nasıl bir şey yaşadım. Elinden tutup çekmek istedim ama yapabileceğim birşey değildi.

Peki beklentilerimiz nelerdi 2009’dan? Uzun uzun düşündüm hala sonuca varamadım. Tuhaf bir dönemde olduğum apaçık, üniversite hayatımın son senesi ve havada asılı gibiyim, sınavlar var bi dolu, kpss, ales, üds, kpds..akademik kariyer? Memur olmak? beklentilerim sadece iş konusunda mıydı? Elbette değil. İçimde gezme aşkı var bilmediğim yerlere gitme ama çok para lazım değil mi? Para köpeğim olsun peeh.

Kendi kendime yaşamak istiyorum bir de. Hatta küçük bir tatil köyünde. Bir tarafım da sakin olayım bu sene diyor. Ama deniz işte hep durgun olmuyor ki.

Neyse işte her şeye rağmen bu ben(d)im ve ben hayatımı seviyor(d)um yaşadıklarımla, beni ben yapan, beni böyle kabul eden insanlarla birlikte olmayı da.

Mutlu yıllar herkese!

16.12.08

patlamış kafa

çatlak..evet kendime eziyet etme zamanım geldi sanırım yine. nasıl bi bünyedir ki anlamadım gitti. emo deniz, emo deniz, emo emo...
küfür sana yakışmaz. sen öyle san. oh be.

8.12.08

çikileta

neymiş neymiş? içimdeki çocuk hiç ölmesinmiş, kim demiş kim demiş? ben demişim :)
ben anasınıfına gitmediğim halde bu tekerlemeleri nerden biliyordum acaba diyorum, pek sosyal bi kızcağızmışım küçüklüğümden :P











neymiş neymiş? bayrammış. peh sevmem bayram neyim. kuzucuklar...neyse. iyi bayramlar herkese.

neymiş neymiş? deniz sabahın erken saatlerinde uyanmalara hiç gelemez, beyni sulanırmış. insanoğlu herşeye alışıyor tamam da ben nasıl bir insankızıysam, çalışacağım zamanları düşenemiyorum.











neymiş neymiş? kp..söylemeyeceğim tamam unut gitsin sınav stres demek, sınav huzursuzluk demek..

neymiş neymiş? yanaklarım kıpkırmızı şarap içmişim gibi, ama ellerim de buz gibi..dengesizlik sadece zihinde değil ki komple yanlışım ben :freak:

neymiş neymiş? bu fransız manikürü pek de hoşuma gidiyor, her kıyafete uygun oldugu gibi dogal bir görünümü var. seviyorum.
(there is no picture)
neymiş neymiş? bi kere gözlerim dolmasınmış dolsa da belli olmasınmış. ağlarım bak, üzülürüm, kırılırım..böhüüü

neymiş neymiş? kafam karışmış ne salak bi evreymiş bu son sınıf anlamadım gitti, ne istediğine karar ver artık. bak yollar belli, kariyer, yok bu bana yeter devam edeyim, amanben ev kızı olayım, aman omlmadı görücü neyim evlenicem yok yok bu olmadı sahiden, tek taşımı kendim alıcam. özgür ablayım ya ben o bakımdan. ( yüzük takmayı da sevmem ki nerden çıktıysa) imdakkkk!

neymiş neymiş? apartman koyun kokuyor, işkembesi mi nesi, üff midem bi çeşit oldu girişte. böyle olmasınmış.

neymiş neymiş? ben iyilik yaptığımı sanarken aslında kötüşüğün en büyüğünü yapıyormuşum, biliyormuşum ama engelleyemiyormuşum. :/

neymiş neymiş? herşey bir rüya olsa unutarak uyansammış.

Hop çikolata çikolata,
Akşam yedim salata,
Seni gidi kerata.

3.11.08

ve sen

Sessiz

Ve kimsesiz sokaklarda

Ellerim cebimde ağır ağır yürürken

Karşıma merdivenli bir sokak çıkar

Acaba ?

Neden durdum.

Hadi gidelim, çok basit

Korkak seni, baksana bir etrafına

Hadi bir adım daha

Ve işte görünüyor orda

Az bakabilseydin

Ve işte bitti.

Sen…

Hadi baştan alalım

Ama sokak değişti

Geri alma tuşu var mı?

Olmuyor.

Şanslısın yine güz geldi

Mevsimler hep gelir

Bi tek sen…

Bilirim beni, bahardandır

Baharlar hep benim

İlkiyle sonuyla

İlle de onunla

Sen…

Aslında bendeki sen

Konduramadığım, bilemediğim,

İlle de sevdiceğim

Sen…

Ve yol da bitti.

Kapıyı açtım usulca

Tebessümün de hiç eksik olmaz ya

Bu parça kendime

Notalar mı anlamlı ben mi?

Sen…

Şu kanepe, şu sandalye

Tozlu televizyon,

Oradaki ayna

Biliyorlar beni

Onlar da yitecek biliyorum,

Ben de

Gel hadi mutfağa

Ben kek çırpayım

Sen, sarıl bana

Unuttum tabi ya

Sen…

Ve kek de bitti.

O zaman… oynayalım düşleme?

Bir ben, bir sen :

Merdivenimiz var sonsuz yükseklikte.

Gökyüzüne çıkıyoruz öyleyse

Ne var peki orada?

Ben de bilmiyorum.

Tahmin edeyim

Merdiven de bitiyor, gökyüzü de

Sonunda, oyun da.

Ve sen…

31.10.08

bana bir masal anlat...


yavaş yavaş gelir ya sinsice, ilk önce anlamazsın sonra birer birer görürsün değişiklikleri yüzünde. zayıflar, erir, dökülür, biter ve gider. acımasın kimse, bakmasın öyle. teselli de etmesin. bu da gerçek doğum kadar di mi..hadi canım. irdelemek zor olsa da ilk önce, geçiyor aylar yıllar. alışıyor bünye, ama hiç akıldan çıkmıyor, her hatıra canlanıyor..bu şarkıyı severdi, bu şekilde seslenirdi, buna kızardı en çok, bi keresinde.. diye başlayan cümleler kurarsın içinden dışından. kimisi için anı bile yoktur ki çok daha acı. karışan anılar...
neticede giden koyar adama, kalan ağlar. hıçkırır ya nefesi kesilene kadar. gün geçmez. sabahkarı aynaya baktıgında balonlaşmış gözler bi daha bi daha hüzünlendirir. ağlaya ağlaya geçer. bir bakmışsın güneş açmış. bir bakmışsın baban yanında yokmuş. hatıraları güzellikleri onu ve paylaşımlarıyla geride bırakmıştır seni. yalnız gibisindir. yok aslında babasızsın. bir daha baba diyemezsin demek istemezsin. her baba kelimesine takılırsın. babasıyla kucaklasana kızmazsın ama takılırsın o kareye de işte. geçer gider. hep özlersin. orda bi yerde mi acaba? eylülde bir yaprak dökülmüştü ekimde yine döküldü, kasım aralık.. hep. kabullenmek zor geliyor.
özlemle kalakalıyorsun öylece.. bakmayın yüzüme.

12.10.08

ööhhüü öhhüüü

1- Yutkunamıyorum.
2- Konuşamıyorum.
3- Yorgunum.
4- İlgiye ihtiyacı olan bi bünyeyim.
5- Sıcak çorba olsa da içsek diyorum.
6- Boğazım ağrıyor.
7- HASTAYIM.
8- he bi de wall-e ne kadar eğlenceli bi animasyondur. bakışlarına kurban olayım.




-vol iiiiiiiii
-iiiiee-vaa

hastayım hastaaaaa

27.9.08

huzur


istediğim huzuru bulmaya gittim..

gittim dediğime bakma gelirim yine,

bakma, o laf olsun diye

karanlık değil yollar

tuttum sıkıca kendimi

belki

belki
.
.
.

neyse eksik olsun

yazı da sen de

6.9.08

demiş(im)

Zor - Nev






Hani Tuna Kiremitçi'nin kitabı var ya, "git kendini çok sevdirmeden" diyor, işte artık gidiyorum ben de. Sanırım dayanabileceğim son noktaya geldim. Yavaş yavaş uzaklaşıyor muyum ne? Onun korkması, benim vurdum duymazlığım, bizi bu hale getiren. Tam herşey yoluna oturdu derken yeniden aynı yerde olduğumuzu fark ediyorum. Canımı acıtıyor. Ama en güzeli bu olsa gerek. Galiba yaşanmamışlıklardı beni çeken, sana ulaşamamaktı benim düşünmeme sebep. Onu görmeyince daha bir bağlı mı oluyordum yoksa? Aslında onu değil de kafamda yarattığım insanı bekliyordum, onu düşünüyordum derinden derinden. Hep kıyıdaydım da açılmışım gibi bir hisse kapılıyordum. Bu muydu benim istediğim, beklediğim...

Gerçekten böyle olacağını düşünmemiştim. En azından "beklemek" benim için çok manalı olmuştu. "beklemek" sözcüğünün geçtiği heryerde durup düşünüyordum. Hayal ediyordum olmayacakları.

Artık minik pembe filimi kaldırdım yerine. Seviyorum ama eskisi gibi değil. Bunun farkına vardım ve biraz geç mi kaldım bilmiyorum.

Peki neden hala benim yanımdasın? Pazartesi akşam yemeğe niçin çıktık? Var olan birşeyler geziniyorsa beyninde niye konuşamıyoruz? Niye muhabbet edemiyoruz ve zamanın farkındayız hep? Yoksa eskisi gibi değil hiçbirşey, öyle mi? Artık sıkıldım ben, yoruldum, beklemeye mecalim kalmadı.

Şarkı söylüyorum. Ama sana değil.

Senle niye böyle olamadık bilmiyorum. Kendi kendine yaşadın beni, kendi dünyanda büyüttün sevgini...Birşeyin eksik olsuğunu yavaş yavaş anlıyorsun ve geç kaldın minik fil.
Hiçbirşey paylaşmadığımız, paylaşamadığımız belki de daha iyi oldu. Seninle görüşebiliyorum rahat rahat, konuşabiliyorum hayattan. İkimiz diye birşeyden söz etmiyoruz, belki de bu rahatlatıyor.

Zaman geçiyor ve yine bir bahardayız. Beklemenin son baharı bu. Sevmiyorum oysa soğukları...Dünyamın rengi de değişiyor. Gözümün alabildiği çerçeve artık sararmaya başladı.
Hiçbirşey yerinde durmuyormuş bir başlangıç ve bir son. Oyunlar oynadım sensizliğinde, seninle ama sensiz filmler izledim, seninle uyudum, seninle ağladım, kimi zaman oldu yalnız oturduğum masada tam karşımda oturuyordun, sana hediye aldım, doğumgünümü hayalimde birlikte kutladık, bana sarıldın oysa yoktun, gözlerimin içine baktın, elimi tuttun ama yoktun.

Evet, herşeyi ben uydurdum zihnimde, ikimize replikleri verdim. Şimdi yine repliğin elinde ama bu kez ben vermedim, o sana ait olan... ve sen oynuyorsun.
Sahne senin.
Gidiyorsun artık, zaman daraldı biliyorum, hani dilinin ucuna geliyor değil mi? Seni bir daha göremezsem düşüncesiyle söylemek istediklerin. Tutuyorsun öylece ve boğazında düğümleniyor. "Ben seni çok seviyorum, bir daha söyleyemezsem kahrolurum". Diyemiyorsun. İşte yine hayal ettim o gece bunu söylediğini, senin elini tuttuğumu....
Olmuyor böyle, sen üzülüyorsun ben üzülüyorum. Sana yazılmış bir mektup oldu sanki bu. İçimden koptu.
Artık "gitmektesin..." ve ben de diyorum ki "git kendini çok sevdirmeden".

13.05, Perşembe
20-10-2005



deniz

31.8.08

kime ne?

Kime Ne - Özlem Tekin

var ya...





ben var ya,


küçücük hayatımda büyük yaşamaktan çok mutluyum. kimse dokunmasın bana, yeter.


14.8.08

gökyüzü

yağmur - cem adrian
yağmur yağacak bugün dedim, inanmadı. yalancı değilim ya yağacak dedimse yağacak işte. dinle bir kere. olmadı iddaaya girdik yağarsa ben, yağmazsa o kazanacaktı ki öyle oldu. bakalım ödülümü ne zaman alırım. :P

hava yağmur öncesi birden bozdu, rüzgar çıktı. grilik arttı. içimdeki renk nedense tam tersiydi. balkon kapısı dışında bütün kapı ve pencereleri kapattım. üstümü değiştirdikten sonra hafif tebessümle dışarıyı izledim. yaprak düştü. küçüklüğümden beri değişmeyen o açıdan bakmaya devam ettim. evet iki yaprak daha. derken daha da şiddetlendi rüzgar ve işte o an. gürledi gürledi ve sonunda ağladı gökyüzü. sanırım içinde birikmiş epeydir. bu, bir iki damla yanaklardan süzülüp yolun yarısında kuruyuveren gözyaşı gibi değildi. dolu başladı iyiyen iyiye. nasıl bir hızla geliyor, yere sinirle çarpıyor sıçrıyor. pat pat pat pat pat. çok kızmış çok. zannettim ki elimi tutunca geçecek siniri, ama ikimizde hesaplayamadık eriyebileceğini. eridi ve bitti..



korkardım eskiden gök gürültüsünde. pencere kenarında durmazdım hiç. birşeyler parçalanıp yukardan tepemize düşecek gibi gelirdi:)neyse işte eskidenmiş. ben sevdim bu kızgın halini, inatçıydı ya benim gibi. ağlayamamıştı epeydir, konuşamamıştı. konuşmamıştı.

ben de onun ağlamasını fırsat bildim. bir damla atınca hemen üstümü değiştirmemden belliydi. terasa çıktım. eee korkmuyorum ya artık. hani bardaktan boşalırcasına diye bir tabir var ya halt yemiş, bu resmen kovayla dökülüyordu. içinde kalmamalı zaten döksün içini. ben dinlerim seni. geçtim tam orta yere. bekledim tepkisiz, bütün herşeye göz yumdum üstüme ağladı :) yukarıya doğru çevirdim başımı şimdi gözlerimi açabilirdim, o ağladı ben sustum gözyaşlarını bir bir gözlerime sürdüm. şimdi ben o'ydum. ama o, ben'den miydi bilinmez. bir bana mı ağlıyordu acaba? onca insan kaçıyorsa köşe bucak, bir sacak altına saklanma gereği duyuyorsa benim içindi belki de.. bilmiyorum süresini, bir bildiğim sırılsıklam olduğum. tüm gözyaşları benimdi artık. o benimdi. el kol işareti yapan yandaki teyze bana anlam veremedi. güldüm. yağmurla benim aramda zaten, sana ne dercesine el yaptım ve yüzümü yine gökyüzüne çevirdim. o anı hiçbirşey bozamazdı. buluşmak gerekiyordu, görüşmek gerekiyordu.

arınmış gibi hafiflemiş gibi oldum en sonunda. tepki vermişti sonunda benim gibi inatçı birisine.

ama daha bitmedi işim yağmurla :) yine çıktım. kimbilir bir daha ne zaman görüşeceğiz değil mi? bu kez güzel insanın da eşliği ile yürüdük yağmur altında. bilinçsizmiş gibi davrandık ya nasıl bir deliliktir bir tane insan olmayan caddede ikimiz vardık ve gülüyorduk sadece. o hayata, bense deliliğe gülüyordum. belki de tam tersi. yok yok hepsine herşeyeydi bizim gülüşümüz. dalga geçtik işte, nanik yaptık. ben beş dakika öncesine kadar yüzleşmiş olmanın rahatlığıyla..o da evdekilere aldırış etmeden kendini birden yola atmanın verdiği çocuksu heyecanla..evet hala büyümedik. niyetim de yok zaten.. herşeye inat.

anlık yaşamanın verdiği mutluluklarımız eksik olmasın yoksa yaşadığımızı nereden anlayağız ;)

5.8.08

deli deli deli

haydi dans edelim ama eşli danslardan ben topuklu pabuç giyeyim sen de takım elbise giy. tango yapalım birlikte. bir de bacağını partnerinin beline doğru çektiği an var ya hani yırtmaç açılır dişilik çıkıverir ya ön plana. ne de güzel bir karedir o öyle. bilen dans etsin canım yakısan da yırtmaçlı giysin.



dans etme isteği nerden geldiyse öğlen bir hallere giriverdim, müziğin sesini açmış, eşli dans( ama tek başıma) yaparken buldum kendimi.

haydi bakalım hep iyi olalım.

3.8.08

koku

üff ya erkek parfümü kullancam sanırım ben. bu kokuya bir kez daha bittim. çıkmasın üstümden gitmesin bu koku.. nasıl güzeldir nasıl büyüleyicidir.. insanı alıyor götürüyor yahu. herkes kullanmasın bi ben kullanayım, bi o kullansın.. ikimiz bundan kokalım. bütün olalım. sarılalım. yoksa benim tenimde mi bu kadar güzel geldi (haha çemkirme)

oyhh ben bu kokuyla uyuyamam ki.. bi çeşit, bi güzel, bi çekici, bi cazibeli, cool, dikkatim dağılıyor, kımıl kımıl birsey..

abarttım mı ne :)

du resmini de çakayım tam olsun. koka koka bitiremedim ki, delirdim zaar.



eved , çok çok çok beğendim. erkekte hiç fena durmaz sanki, hadi canım sen dee


gaaaç

19.7.08

tatil

Spanish Hotel California - Gipsy Kings


küçük bi kaçamak yaptım iyi oldu yahu. :)



akyaka (gökova) ne de güzel sakin bir yermiş. kalabalık yok, cistak cistak aynı müziklerin çaldığı, insan kaynayan sokaklar yok. ufacık tefecik tatil yeri.

böyle tepeye çıkıyorsunu ormanlık içinden. mis gibi hava yeşillik ve deniz daha nolsun :)

çadır kampları var, günlük 10 ytl 4 kişilik çadır kiralanabiliyor,istersen kendi çadırını kap gel. tüpünden elektrigine temel ihtiyaç duyulan herşey var ve fiyatları da öyle aman aman el yakan cinsten değil. neden kamp yerinden fotograf çekmedim onu da bilmiyorum kamp yerinden iskeleye inen yol.




azmak diye minik bi dere var. buz gibi suyu, sazlıkların arasından görünüşü, berraklığı.. sık sık geçen ufak tekneler. kano kiralayıp sazlıklar arasında keşfe de çıkabilirsiniz (kendimi acenteda çalışan bayanlar gibi hissettim)

işte amcanın biri artizlik yaptı aklı sıra.


oynamak budur dedim neymiş "buranın kazları uçuyor bak şimdi göstercem sana"


bismiillah noluyoruz dememe kalmadı amca ucarak geldi arkasında da teyze aheste aheste ("bak nasıl kullanıyorum gördün mü latife" )

kaçayım ben bu amca daha fazla zarar vermeden dedim.

sitelerin aralarında gezinirken bi ev gözümün içine içine battı.

meğerse kendisi süslemiş püslemiş bu evi. gül resimleri yapmış , uygun saksılar ona uygun renkte çiçekler

heh bi de ağaçlardan görünmeyen evler de vardı. böcek neyim aman gaç..


herkesten uzakta, işte budur yahu.


lüks olanlar da var(kime göre neye göre lüks) bu cadır kamplarının altında kalıyor, karavan gibi evler günlüğü 200ytlmiş. onları da çekmemiş olmakla birlikte kendimi kın kın kınadım şimdi.

meliha emin tuba ve gökay çitflerini ne de güzel anıyorum! zottirikler.



hayvanlar aleminden haberlere. akyakada istediğiniz türde börtü böcek görmeniz münkün. aman böcek sokmalarına karşı. kafanız kadar kol ya da bacakla gezmek hiç de hoş değil. sinkovmuş offmuş kar etmiyor. eger bir de bu sevimli hayvancıklar yanağınızdan tatmak isterse vay halinize. onunla ilgili resimli bir belgeye gerek yok.
ne diyorduk hayvanlar derken yolda yürürken abidin çıktı karşıma fıtıfıtı giderayak bi poz verdi bana.


ve bahçeye yerleşmiş olan şukufe hanım da kurabiyeden korktu. kopar düğmelerini, kır bacağını kurabiye senden korksun şukufe.


yemekte yakaladım, sevgilisi yoktu bu kez yanında.


bir de balkona yerleşmiş kazım bey. belki de beni ısıran o. ocağını söndürmediğime cani birisi olmadığıma dua etmelisiniz kazım bey. :hıh:


kazları da ağacın dibinde yakaladım mrs. and mr. brown iş başında



oldu artık bir de havuza girdim.cumburloonkk (havuza atlama efekti) -buruş buruş olana kadar-



daha sonra da balkonda çekirdek yiyebilirsiniz. çiğdem de olabilir :P
(belirteyim, sigara sağlığa zararlı içmem içeni de sevmem)


şımarmadan olmaz. sineklere karşı kendimi koruma yolları ararken

27.6.08

şerefe

gittim geldim. gelgitleri olan bir denizim nasıl olsa. giderim giderim gelirim. arınırım. sussana sen biraz. rahatlayacaksan o ayrı.. ama kes. sakın etme ses.
derken bir bir toparlandım. biraz az biraz fazla, elimi uzattım tam yapacakken geri çektim. sonra güldüm. gülmekti ya benim diğer adım. çocuk misali.sen, sen ve sen, evet ben bile tanıyamadım. kurbağa gibiyim vrak vrak vrak. ısık saçan bi kurbaga değilim. kafa ütülemek yok, yüzsüzlük yok. deliyim.
bıraktım gitti, düşerken ağır ağır kimse dokunmasın madem. ben izleyeyim sımsıkı tutarken düşündüklerimi de beraberinde düşürürken. düştüm ve sonra düş-tüm.

acıyor dizlerim nasıl da kaydım hala anlamıyorum sakarım değil mi ya, görmüyorum bastığım yeri, bakmakla görmek arasında kalmışlığımdan çakılıverdim yere. durdum baktım etrafa, sanki yanımda birisi vardı da elimi tutup kaldıracaktı beni. ellerimi dizlerime koydum. acısını durdurabilecekmiş gibi. kolum da acıyordu. güldüm yine. acıdı. acıdım. elimden tutan olmayınca topladım kendimi, orda oturup bekleyecek değildim ya. hiçbirşey olmamış gibi davranabilmek de meziyet ister. kalktım yürüdüm arkama bakmadan.




-hadi içelim o zaman, bir iki üç..şerefe!

-pardon neyi kutluyoruz?

-kutlamak!?






Yolun Baþý - Sertap Erener best of

24.6.08

amanın da amanın

ne bu be şarkı vardı 4 cici kızın söylediği o gibi oldu girişim:) neymiş hepsiymiş, pek de mıymıy konuşuyorlar değil mi yav :) dizileri var bi de bunların orda gördüm de ondan diyorum. almıyor bi yerden sonra benim kafam, yaşlandım zaar. gençlik işte.

ee peki ben ne yazacaktım? unuttum. haa cici kız dedim ya, ben de cici kız olayım dedim kem küm derken biraz eğlendim kendimle biraz da güzel oldu be :) pabuçlar minik çantalar falan benim alışık olduğum bi tarz değil ya o bakımdan eğlendim. saçlarımı da kestirdim. ı'm looking for next! :)
















sıkılmalarım geçmiyor benim, evde durmaya gelemiyorum sanırım. kitap okuyayım dedim ona da başlamadım kalan lostları devam edeyim 4. sezonu bitirmeye ne kaldı zaten.

hmm bi de ben yaz tatili istiyorum. Deniz- Kum- Güneş olsun bir de ben olayım. gözlerimi açamayayım güneşten, balıklama dalayım yüzeyim yüzeyim ama hiç yorulmayayım. denizden çıkınca acıkırsın ya işte o iştahla bi sürü şey yiyeyim. güneş kremi kokayım. deniz kokayım. ihtiyacım var buna.
















ahah en kötü ben küçükken kullandığım şişme havuzumu balkona kurayım orda deniz havası yaratayım :) bak bu iyi fikir sanki..

12.6.08

talihsizlik



kızımız çarşaf yeni yavrular getirecek dünyaya derken dün akşam 3 ölü yavruyla geldi. biliyorduk gerisi vardı ama bir türlü çıkaramadı yavruları.





bugun veteriner yardımıyla kalan 3 ölü yavruyu da aldık. ameliyat anında yanındaydım, yardım ettim veterinere, dikişlerini kestim. ama içim acıdı ya, çok üzüldüm. minnacık çarşaf bi de masaya yattı.. şimdi mışıl mışıl uyumakta. inşallah birşeyi kalmaz iyileşir hemen. kimbilir neler hissediyor :(

9.6.08

kesitler

-bisküvilerden ayırmalıyım haftaya birlikte yeriz :)
-bu agacın büyümesi çok zaman alır sanki ? (olsun bizim de vaktimiz çok)
-özledin mi nen beni?
-olymposa gidelim?
-kendine dikkat et
-pc başında geçirdiğin onca zamanı biraz da bana ayırsan
-ya gabak ya
-yalanÇı
-erik alalııııım mı?
-kime baktın sen?
-bi gün öğreneceğim cheesecake yapmayı!
-bi kere geç kalma
-kime diyorum
-tarçınlı kurabiye?
-bu saat oldu hala uyuyorsun
-abim ne malak insansın sen
-sana teyze demesi için seni sürekli görmesi lazım.
-artizlik yapma!
-bizden bi .ok olmaz
-büyümek?
-hani bi kare vardı ya, işte o..
-kanka buluşalım da içelim be
-bu ne be?
-tatile gidelim mi?
-kız paris güzeli
-where is the toilet?
-öpenzi, kaçanzi, sevenzi, ...zi
-küçük kurbaa, küçük kurbaa, kuyruğun nerede?
-teyzoş
-sıkıldım
-amma süslüsün be.
-kes!

6.6.08

kimsin ki?


rahatlamak gerekir bazen değil mi..nasıl oluğunu bilen varsa beri gelsin.
yazamıyorum. yitirdim cümle kurma yetimi.
yorgunluğum hiç bitmez mi benim?
bırak ya..


Kıyısız Deniz.mp3 - Ezginin Günlüğü

22.5.08

ahmak

olur ya işte bazen aksilikler. beklersin, ümit edersin falan ama istediğin gibi olmaz, o şekilde ilerlemez. olduramazsın bir türlü. o zaman nedir doğru olan kimseye zarar vermemek için çırpınmak kendine konuşmak, söylenmek.. derken sessizliğimdeyken ben yine bir kıpırtı hissederim, bilirsin ya su hemen dalgalanıverir tepkisiz kalamaz. ama öyle değil bu sefer. bu suyu dalgalandıran huzursuz edici birsey; üzüyor, sıkıyor, cevapsız sorular geliyor peşi sıra. bu kadar mı? yok yok değil daha nasıl eziyet edilebilir..nedir?
biliyorum karmaşığım, anlaşılmıyorum, hatta anlatamıyorum. kendimi ifade edemeyecek kadar iyi değilim.
bu muydu?
suya kocaman bi taş atıldı dalgalandı dalgalandı ve sıcradı damlalar. aslında sorun taşı atanda değil, değil mi suyun dalgalanmaması lazım. suyun problemi bu yapısı öyle olmasaymış, akışkan hareketli ya da her neyse işte öyle olmasaymış, canı acımasaymış. meğer kabaha sudaymış da ben anlayamamışım hikayeyi.
zaten hangi hikayeyi anladın ki!

13.5.08



nerdeyim nerdeyim daha evime gidemedim :)
burayı cok seviyorum ben ya.. nasıl bir havası var kestiremedim.büyüleyici.

5.5.08

dönüş

artık sona geldim..bitti birdenbire. son bir günüm kaldı. arkadaşımı da uğurladım . yalnız başıma yolda şarkı söyleye söyleye geldim. tek tek vedalaştım sanki..caddeyle, köprüyle, parkla, kiraz agacıyla, onunla bununla..buraları özleyeceğim. dönünce fotografları düzenlerken buraya da çakacagım bi sürü..nasılsa vaktim olacak. bi sürü de malzemem var. hadi bakalım şimdilik herşey yolunda gidiyor umarım herkes kendi yolunda yönünde işte her ne deniyorsa artık, mutlu olur..unutmadan ve vaktım olursa eger kendime de mektup yazayım ben-her ne kadar benden sonra da gelcek olsa-
bu esyaları birileri benim yerime hazırlasa cok güzel olcak :)
başladı tembellik yine hadi buyur burdan yak..
interrailmiş avrupaymış..özledim demiştim di mi?

24.4.08

büyüyorum


evet aynı zamanda yaşlandığımı da biliyorum.. öyle çok yoruldum ki, öyle çok hırpalandım ki ne yazmaya ne de birileriyle paylaşmaya mecalim kaldı. iki günden beri birden bire uyanıyorum geceleri, kabus desem değil karabasan desem değil anlayamadım. işin garibi hatırlamıyorum da ne olduğunu. dün sabah -sakarlığım üstümde ya- merdivenlerden yuvarlandım. evet tam anlamıyla düşmekti benim bulunmuş olduğum pozisyon. birşey olmasın diye parmaklıklara tutundum ama aşagıya kadar sürüklenince bu sefer avcumun içi yandı. geçen hafta da düşmüştüm bisikletten.. hadi bakalım üçüncüsünde uçaktan düşmesem bari, gider ayak..(tövbe tövbe)
canım sıkkın, uykum da çok. uyuyunca geçecek gibi değil. hamster gibi hissediyorum kendimi mi kandırıp duruyorum ne? çemberimsi şeyin içinde ilerlediğimi sanıyorum. tek ilerleme..neyse.
neymiş: " düşe kalka büyürmüşüz" yok bu bebekler için söyleniyordu değil mi, ben de hamsterlara söyleyeyim bunu. hamsterlar da salak değil ya neden dönüp duruyorlar ki..
az kaldı..

19.4.08

herhalde ayrıldıktan sonra daha cok yazı yazacagım cünnkü burada ne zaman oluyor ne de bunları düzeltecek kadar planlı hissediyorum kendimi.
ama benim sık sık (neredeyse hergün geçtiğim) bu yollar kimbilir işte neyse..
cümlenin gerisini bile getiremiyorum. başladıgım cümle yarım benim gibi.
gökyüzü aynı olmasına rağmen heryerde sanki burda gördügüm bana daha yakınmış gibi, alçakta gibi. evlerin yuksek olmaması buna neden olabilir belki de. neyse ne ben öyle görüyorum işte. uzansam dokunack gibiyim ama uzak oldugunu elimi uzatınca anlıyorum, yoksa hep dünyamda gökyüzü bana yakınmış gibi..









almışım bisikletimi çıkmışım yola ne biçim memlekettir anlamadım ki saat 6 olduysa heryer kapalı, insanlar da yok sokakta, cok değişik hala bunu yadırgıyorum. ne diyordum cıkmışım yola bir yandan şarkımı dinliyorum (burnum da üşüdü bunu hissetim, bisiklete binerken soguk iyice carpıyor) yine 82den gectim, onun bulutları da cok güzel görünüyor, hepsi benim olsun istiyorum. daha da hızlı ceviriyorum pedalı..










işte hızlı hızlı derken nolur ısıga yakalanırsın deniz hanım hadi dur şimdi , tam hızı yakalamışken durulmaz ki canım, neyse kurallara uymak lazım hadi buyrun bi de bundan verelim (adamlar düzenli)









o kadar gectim bu yoldan şimdi demekki incelemek gerekiyor. sokak bomboş olunca farkettim belki de :) keşke makinem daha iyi çekiyor olsaydı rengi değişik bir yeşil ve gördügümü aktarabilme sansım olsaydı.












ee burdaki evler de böyle işte ama bu biraz daha kendisini arka planda bırakmış yoksa benim evim böyle değil( haha benim evimmiş, bu ne be)


işte benim evim de böyle hazır bahar da geldi o sarı ciçekler nasıl güzel kokuyor onları da fotografa aktarabilme sansım olaydı :) (denizi kaybettik bu noktada) ya tamam ama ben buraya alıştım sanki nebleyim heryere daha bi akıcı gözüyle bakıyorum ya da neden böyle oldum ben yahu :s






hıımm bi de tavsan yesek fena olmaz :)