
ve şimdi eteklerimi savurasım geldi oracıkta. tüm şehir bana ait gibi. demiştim ben, gelicem diye. çok bekletmedim. gülümsemem geçmiyor hiç.

zamansa anlayamadığım bir şekilde değişti. şehre ayak uydurmam içindi. zamanın kanatları yoktu da nasıl da uçabiliyordu. uçup yanağına konabilirdi aslında isterse. zaman işte. tuhaflıklarını yapıyordu yine, o şehirde.

o sevdiğim yerde yürürken, kaçmıyor aksine artıyordu içimdeki çocukluk. dilediğim gibi çocukluklar yapabilirim.

arada kendime gelip yaş(l)anmışlıkları düşünüyorum. iyi geliyor insana. sevdiğim bu yerde yaşlansam? şimdi de yaşlı amcayla gözgöze geldim ve gençliğini gördüm gözlerinde. yakışıklı centilmen bir beyfendiymiş. daha fazla görmeyeyim diye kaçırdım gözlerimi. biraz da çekindim aslında.

bu şehrin bulutlu halini bile seviyorum dedim geçen gün. bir şehri sevmek insan sevmek gibi birşeydi çünkü...aşk gibi bir şey. sevmek işte. su gibi.

her halini sevmek onun, yeni uyandığında, sinirli olduğunda, aşk kokulu olduğunda, sakar olduğunda... ve ben daha önce de söylediğim gibi, seviyorum seni.
sokaklarında koşacak, martılara simit atacak çok zamanım var. seyirlik değilsin artık biliyorum. bu da mutlu ediyor beni.





