CLICK HERE FOR BLOGGER TEMPLATES AND MYSPACE LAYOUTS »

24.10.09

hoş gel

orday(d)ım.
hani o çok istediğim, yıllardır hayalini kurduğum, içimi ısıtan, denizi olan şehirde. o şehirde.yalnız yürüdüm orda. uzaktan sevdim onu. her gün, güneşin vedasını yakalıyorum yunusların eşliğinde. yüzümde bir tebessüm beliriyor orda. otobüste birileri yakalıyor belki de güleç dudaklarımı. çok hafif. güneş yüzüme yüzüme geliyor.
ve şimdi eteklerimi savurasım geldi oracıkta. tüm şehir bana ait gibi. demiştim ben, gelicem diye. çok bekletmedim. gülümsemem geçmiyor hiç.
zamansa anlayamadığım bir şekilde değişti. şehre ayak uydurmam içindi. zamanın kanatları yoktu da nasıl da uçabiliyordu. uçup yanağına konabilirdi aslında isterse. zaman işte. tuhaflıklarını yapıyordu yine, o şehirde.
o sevdiğim yerde yürürken, kaçmıyor aksine artıyordu içimdeki çocukluk. dilediğim gibi çocukluklar yapabilirim.
arada kendime gelip yaş(l)anmışlıkları düşünüyorum. iyi geliyor insana. sevdiğim bu yerde yaşlansam? şimdi de yaşlı amcayla gözgöze geldim ve gençliğini gördüm gözlerinde. yakışıklı centilmen bir beyfendiymiş. daha fazla görmeyeyim diye kaçırdım gözlerimi. biraz da çekindim aslında.
bu şehrin bulutlu halini bile seviyorum dedim geçen gün. bir şehri sevmek insan sevmek gibi birşeydi çünkü...aşk gibi bir şey. sevmek işte. su gibi.


her halini sevmek onun, yeni uyandığında, sinirli olduğunda, aşk kokulu olduğunda, sakar olduğunda... ve ben daha önce de söylediğim gibi, seviyorum seni.

sokaklarında koşacak, martılara simit atacak çok zamanım var. seyirlik değilsin artık biliyorum. bu da mutlu ediyor beni.
kendimi çok ve en'leri hissederken buluyorum sürekli. seninle birlikteyken; kadın gibi, anne gibi, kimi zaman çocuk gibi bazen genç gibi deli ya da tam tersi yaşlı gibi olgun. 'en fazla ben' olduğum en çok günlere merhaba.
hoş geldim. :)

26.9.09

yeni kayıt

yeni hayat
yeni düzen
yeni ortam
yeni çevre
yeni insanlar
hayat çok garip sahiden..


geçen bi mail attım arkadaşa, ismi bende saklı :P belki kısaca özetler neler yaşadığımı.. özellikle son zamanlarda.

"bilirsin zor insanım bunca günden beri hep sen adım atıyordun bana, bıkmadan yorulmadan.. :P ve şimdi sanırım sıra bana geldi..hayat cok garip değil mi? cem garipoğlu yakalanmış, baya da bakımlı görünüyor sakalı dısında. 197 gün sonra , cuk diye gündeme oturuyor yine yine..acaba neyin peşindeler dersin? onca ölen öldürülen oluyordu da bu cok mu büyütüldü dersin? kızın babasının hesabına 3milyon dolar mi 3 bin dolar mi ney aktarmış katil zanlısının babası. kızın hayatının değeri de buymuş. ucuza gitmiş di mi? bu para olayı açıga çıkınca da okul yaptıracaktım o parayla diye samimi açıklamalarda bulunmuş. çok samimi buldum ben de, içten. gerçekçi. hayat garip, havalar yeniden güzelleşti. ben de hazır iyi gidiyorken ve bayramönüyken temizliğe koyuldum. dün yarım bıraktığım camları silicem. arka tarafın camları fena:D kum karmışcasına bi karış topraklı camlar..napalım, hayat işte. bi bakarsın eifell'desin bi bakarsın istiklal caddesinde cam siliyorsun... ::))) çok garip sahiden, dün gece memurlar. nette geziniyordum. son iki gündür sürekli girer oldum oraya. bir haber cıktı, bizim branslar için umutlu durum. ama ne kadar dogru bilinmez derken gece 3bucukta gördüm ilanı, sonra bu sabah baska bi yerde daha. meblere yazı gönderilmiş ücretlililerin alımını durdurun sözleşmeli kadro açıyoruz falan diye. http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=207746 burda işte haberin acıklaması.. eger olursa hızlandırılmış sekilde bayramdan sonra tercihler ve hemen atamalar olcak, ekimde ögretmenlige baslıcak acıkta kalanlar. bu kasım ataması dedigimden haric bi atama, ek atama muhabeti. subatta yine olcak kasımda yine..bizim brans cok sanslı sanıyorum. hayat garip işte, ben de öyle. hani bütün işlerim son dakika oluyor ya benim. eger bunlar dedigim gibi cıkarsa bunu bir kez daha dogrulayacak. cok enteresan.:) öyle işte..ben biraz ev temizligine geri döneyim. yapcak işler cok...öpüyorum elma yanaklarından. hepimiz için hayırlısı olsun diyorum.

deniz "

yeni başlıyor herşey..

31.8.09


aklıma düş'me
düşme ki
düşmeyeyim ben de.


22.8.09

yorgun

ben deniz oldukça yorgun olmakla birlikte şu an tv'de rastladığım seda sayan sayesinde nasıl bi ruh hali içine gireceğimi kestirememiş durumdayım. neydi o birden patladı ya, bizim Issız Adam. hah işte filmle birlikte müziğinden tutun da günümüzdeki aşklara kadar herşey yeniden yazıldı biçildi değerlendirildi -ki hepimiz biliyoruz bu süreci- hala daha etkisini gösteriyor. sedanım "anlamazdın" şarkısını yeniden yorumlamış. yorum yapamıyorum. lütfen kanalı değiştirir misiniz?

hep kalabilirim o anda dediğiniz bir an'ı düşünsenize. iki dakkalığına çok değil. ama öncesini sonrasını karıştırmadan, sadece o an. tebessüm oluşuyor yüzünüzde. bir şarkı bile bu hale getirebiliyor bazen. güzel hisler bunlar. yaşam belirtileri.



16.8.09

sorunlara çözüm

hala gülüyorum. eger herhangi bir şeyden çok bunalmışsanız ve sorunun sebebine ulaşamamışsanız işte çözüm. ta ta ta tam!

tarife göre: " 100 gr. pirinç alınarak üzerine yedi defa "Hâ-Mim sûresi" okunur ve bu pirinçle pişirelecek pilav büyüye uğrayana yedirilir."

düşünsene deniz, böyle herşeyin bi formülü falan olsa fena olmaz aslında. apartmandaki komşuyu ele alalım. okuyup üfleyelim apartmana girip evine çıkana kadar ki zaman zarfında hiçkimseye soru sormasın. başka birilerine ait olan zarfları açıp okumasın. (çok içlenmişim ben buna hala çözüm bulamadım ondan) onun yerine işine gücüna baksın. kocasına işve cilve yapsın, kaşını bıyığını aldırsın, erkekten bozma kadın gibi dolaşmasın efendim. komşusu olarak rahatsız oluyorum. kocası napıyor teyzenin bu durumuna karşılık bilemiycem. sesini iyice inceltip keliemleri peşisıra kullanmasın. anlaşılır olmuyor. bunun için diksiyon kursuna gidebilir, halk eğitim merkezlerinde var bu tür şeyler. değil mi efedim, değil mi. ayrıca dişçiye de gitmeli. komşularımın dişlerine de karışacağım günler olacak mıydı. ahh ahh. (yapcak birşey bulamayınca ben de ona buna sarıyorum galiba bana bir tarif lazım) yaşasın kişisel temizliğine önem veren insanlar. olmadı galiba. neyse..

başka bir sorun bulalım. misal dolmuşların en arkasını 4'leme durumu. hep bana mı denk gelir bilemedim. bir de köşeye de denk gelmemek işin en kötü kısmı. iki yandan kıskaca alınmış gibi. işte bunun çözümü için 100gr pirinç az gelir bana kalırsa. bir kilo pirinc ve bir kilo nohut (çiğ olcak sert ve zahmetsiz) alıp dolmuşun içinde savurmak lazım ateş açmışcasına patpatpatpat!! bak nasıl da rahat edeceksin gör. hem de stres atıyorsun daha nolsun. bırak arka dörtlüğü , istediğin yere oturabilme şansın olcak.

markette poşet açılmaz ya tam siz kasadayken, işte o sıra çabuk uylanabilir bi formül lazım. yok bu olmadı. sırada bekleyen insanları görünce daha da bi telaşa kapılıyorum açacağım varsa bile açamıyorum gerisini sen düşün deniz. benim beceriksizliğim için belki bir formül.

hayata dair formül gerek aslında. her daim tarçınlı kurabiye tadında olabilmek için, bir duru gülümseme için, hep çocuk kalabilmek için, kimbilir.




dk

kaç oldu?

ben sayamadım.

12.8.09

itiraf ediyorum:



* ben uzaydan sıçrayarak geldim.

* tırnagımın kenarında cıkan ufak cıkıntı beni rahatsız ediyor ve yer etti ısırıyorum sürekli. obsesiflik var azcık.

* yengemin diş fırçasını kullandım kendiminkisi sanıp! düşündükçe çeşit oluyorum. kullandıgımı da kendisine söylemedim. hiçbirsey yokmuş gibi kullandı o da. özür dilerim yenge.

* mektuplar yazıyorum, küçük notlar, hiç gönderilmemiş, gönderilmeyecek belki de. üzgünüm.

* dün gece düşündüklerimi dile getiremiyorum, ama kıyaslama yapıyorum sürekli. kendimi alıkoyamıyorum. bızzt! delete. delete.

* asansör kapısındaki "kabini görüp öyle girin" yazısını kazıyıp, "abini öpüp öyle gir "şekline çeviren benim. yönetici amca sen bana gelen zarfları açarsan böyle olur dur daha. senden süpheleniyorum sadece, kimin açtığını nasıl bulacagımı bilmiyorum. bu konu beni sinir ediyor. acaba girişe bir yazı mı yazmalıyım ne. kendini bilmez terbiyesiz komşular bu zarfları niçin açıyorsunuz, edepsiz olmayın huleayn gibisinden.

* yeğenimi görünce kimi zaman çocuğum olsun istiyorum. ama çok kısa sürüyor bu istek. ama istiyorum. sonra istemiyorum. ama öyle işte.

* klipteki kız gibi yetenegim olsa keşke, yerle bir etsem etrafı. içimdeki kızgınlıktan değil, mimari si kötü olan yerler için. ondan yani.