16.12.08

patlamış kafa

çatlak..evet kendime eziyet etme zamanım geldi sanırım yine. nasıl bi bünyedir ki anlamadım gitti. emo deniz, emo deniz, emo emo...
küfür sana yakışmaz. sen öyle san. oh be.

8.12.08

çikileta

neymiş neymiş? içimdeki çocuk hiç ölmesinmiş, kim demiş kim demiş? ben demişim :)
ben anasınıfına gitmediğim halde bu tekerlemeleri nerden biliyordum acaba diyorum, pek sosyal bi kızcağızmışım küçüklüğümden :P











neymiş neymiş? bayrammış. peh sevmem bayram neyim. kuzucuklar...neyse. iyi bayramlar herkese.

neymiş neymiş? deniz sabahın erken saatlerinde uyanmalara hiç gelemez, beyni sulanırmış. insanoğlu herşeye alışıyor tamam da ben nasıl bir insankızıysam, çalışacağım zamanları düşenemiyorum.











neymiş neymiş? kp..söylemeyeceğim tamam unut gitsin sınav stres demek, sınav huzursuzluk demek..

neymiş neymiş? yanaklarım kıpkırmızı şarap içmişim gibi, ama ellerim de buz gibi..dengesizlik sadece zihinde değil ki komple yanlışım ben :freak:

neymiş neymiş? bu fransız manikürü pek de hoşuma gidiyor, her kıyafete uygun oldugu gibi dogal bir görünümü var. seviyorum.
(there is no picture)
neymiş neymiş? bi kere gözlerim dolmasınmış dolsa da belli olmasınmış. ağlarım bak, üzülürüm, kırılırım..böhüüü

neymiş neymiş? kafam karışmış ne salak bi evreymiş bu son sınıf anlamadım gitti, ne istediğine karar ver artık. bak yollar belli, kariyer, yok bu bana yeter devam edeyim, amanben ev kızı olayım, aman omlmadı görücü neyim evlenicem yok yok bu olmadı sahiden, tek taşımı kendim alıcam. özgür ablayım ya ben o bakımdan. ( yüzük takmayı da sevmem ki nerden çıktıysa) imdakkkk!

neymiş neymiş? apartman koyun kokuyor, işkembesi mi nesi, üff midem bi çeşit oldu girişte. böyle olmasınmış.

neymiş neymiş? ben iyilik yaptığımı sanarken aslında kötüşüğün en büyüğünü yapıyormuşum, biliyormuşum ama engelleyemiyormuşum. :/

neymiş neymiş? herşey bir rüya olsa unutarak uyansammış.

Hop çikolata çikolata,
Akşam yedim salata,
Seni gidi kerata.

3.11.08

ve sen

Sessiz

Ve kimsesiz sokaklarda

Ellerim cebimde ağır ağır yürürken

Karşıma merdivenli bir sokak çıkar

Acaba ?

Neden durdum.

Hadi gidelim, çok basit

Korkak seni, baksana bir etrafına

Hadi bir adım daha

Ve işte görünüyor orda

Az bakabilseydin

Ve işte bitti.

Sen…

Hadi baştan alalım

Ama sokak değişti

Geri alma tuşu var mı?

Olmuyor.

Şanslısın yine güz geldi

Mevsimler hep gelir

Bi tek sen…

Bilirim beni, bahardandır

Baharlar hep benim

İlkiyle sonuyla

İlle de onunla

Sen…

Aslında bendeki sen

Konduramadığım, bilemediğim,

İlle de sevdiceğim

Sen…

Ve yol da bitti.

Kapıyı açtım usulca

Tebessümün de hiç eksik olmaz ya

Bu parça kendime

Notalar mı anlamlı ben mi?

Sen…

Şu kanepe, şu sandalye

Tozlu televizyon,

Oradaki ayna

Biliyorlar beni

Onlar da yitecek biliyorum,

Ben de

Gel hadi mutfağa

Ben kek çırpayım

Sen, sarıl bana

Unuttum tabi ya

Sen…

Ve kek de bitti.

O zaman… oynayalım düşleme?

Bir ben, bir sen :

Merdivenimiz var sonsuz yükseklikte.

Gökyüzüne çıkıyoruz öyleyse

Ne var peki orada?

Ben de bilmiyorum.

Tahmin edeyim

Merdiven de bitiyor, gökyüzü de

Sonunda, oyun da.

Ve sen…

31.10.08

bana bir masal anlat...


yavaş yavaş gelir ya sinsice, ilk önce anlamazsın sonra birer birer görürsün değişiklikleri yüzünde. zayıflar, erir, dökülür, biter ve gider. acımasın kimse, bakmasın öyle. teselli de etmesin. bu da gerçek doğum kadar di mi..hadi canım. irdelemek zor olsa da ilk önce, geçiyor aylar yıllar. alışıyor bünye, ama hiç akıldan çıkmıyor, her hatıra canlanıyor..bu şarkıyı severdi, bu şekilde seslenirdi, buna kızardı en çok, bi keresinde.. diye başlayan cümleler kurarsın içinden dışından. kimisi için anı bile yoktur ki çok daha acı. karışan anılar...
neticede giden koyar adama, kalan ağlar. hıçkırır ya nefesi kesilene kadar. gün geçmez. sabahkarı aynaya baktıgında balonlaşmış gözler bi daha bi daha hüzünlendirir. ağlaya ağlaya geçer. bir bakmışsın güneş açmış. bir bakmışsın baban yanında yokmuş. hatıraları güzellikleri onu ve paylaşımlarıyla geride bırakmıştır seni. yalnız gibisindir. yok aslında babasızsın. bir daha baba diyemezsin demek istemezsin. her baba kelimesine takılırsın. babasıyla kucaklasana kızmazsın ama takılırsın o kareye de işte. geçer gider. hep özlersin. orda bi yerde mi acaba? eylülde bir yaprak dökülmüştü ekimde yine döküldü, kasım aralık.. hep. kabullenmek zor geliyor.
özlemle kalakalıyorsun öylece.. bakmayın yüzüme.

12.10.08

ööhhüü öhhüüü

1- Yutkunamıyorum.
2- Konuşamıyorum.
3- Yorgunum.
4- İlgiye ihtiyacı olan bi bünyeyim.
5- Sıcak çorba olsa da içsek diyorum.
6- Boğazım ağrıyor.
7- HASTAYIM.
8- he bi de wall-e ne kadar eğlenceli bi animasyondur. bakışlarına kurban olayım.




-vol iiiiiiiii
-iiiiee-vaa

hastayım hastaaaaa

27.9.08

huzur


istediğim huzuru bulmaya gittim..

gittim dediğime bakma gelirim yine,

bakma, o laf olsun diye

karanlık değil yollar

tuttum sıkıca kendimi

belki

belki
.
.
.

neyse eksik olsun

yazı da sen de

6.9.08

demiş(im)

Zor - Nev






Hani Tuna Kiremitçi'nin kitabı var ya, "git kendini çok sevdirmeden" diyor, işte artık gidiyorum ben de. Sanırım dayanabileceğim son noktaya geldim. Yavaş yavaş uzaklaşıyor muyum ne? Onun korkması, benim vurdum duymazlığım, bizi bu hale getiren. Tam herşey yoluna oturdu derken yeniden aynı yerde olduğumuzu fark ediyorum. Canımı acıtıyor. Ama en güzeli bu olsa gerek. Galiba yaşanmamışlıklardı beni çeken, sana ulaşamamaktı benim düşünmeme sebep. Onu görmeyince daha bir bağlı mı oluyordum yoksa? Aslında onu değil de kafamda yarattığım insanı bekliyordum, onu düşünüyordum derinden derinden. Hep kıyıdaydım da açılmışım gibi bir hisse kapılıyordum. Bu muydu benim istediğim, beklediğim...

Gerçekten böyle olacağını düşünmemiştim. En azından "beklemek" benim için çok manalı olmuştu. "beklemek" sözcüğünün geçtiği heryerde durup düşünüyordum. Hayal ediyordum olmayacakları.

Artık minik pembe filimi kaldırdım yerine. Seviyorum ama eskisi gibi değil. Bunun farkına vardım ve biraz geç mi kaldım bilmiyorum.

Peki neden hala benim yanımdasın? Pazartesi akşam yemeğe niçin çıktık? Var olan birşeyler geziniyorsa beyninde niye konuşamıyoruz? Niye muhabbet edemiyoruz ve zamanın farkındayız hep? Yoksa eskisi gibi değil hiçbirşey, öyle mi? Artık sıkıldım ben, yoruldum, beklemeye mecalim kalmadı.

Şarkı söylüyorum. Ama sana değil.

Senle niye böyle olamadık bilmiyorum. Kendi kendine yaşadın beni, kendi dünyanda büyüttün sevgini...Birşeyin eksik olsuğunu yavaş yavaş anlıyorsun ve geç kaldın minik fil.
Hiçbirşey paylaşmadığımız, paylaşamadığımız belki de daha iyi oldu. Seninle görüşebiliyorum rahat rahat, konuşabiliyorum hayattan. İkimiz diye birşeyden söz etmiyoruz, belki de bu rahatlatıyor.

Zaman geçiyor ve yine bir bahardayız. Beklemenin son baharı bu. Sevmiyorum oysa soğukları...Dünyamın rengi de değişiyor. Gözümün alabildiği çerçeve artık sararmaya başladı.
Hiçbirşey yerinde durmuyormuş bir başlangıç ve bir son. Oyunlar oynadım sensizliğinde, seninle ama sensiz filmler izledim, seninle uyudum, seninle ağladım, kimi zaman oldu yalnız oturduğum masada tam karşımda oturuyordun, sana hediye aldım, doğumgünümü hayalimde birlikte kutladık, bana sarıldın oysa yoktun, gözlerimin içine baktın, elimi tuttun ama yoktun.

Evet, herşeyi ben uydurdum zihnimde, ikimize replikleri verdim. Şimdi yine repliğin elinde ama bu kez ben vermedim, o sana ait olan... ve sen oynuyorsun.
Sahne senin.
Gidiyorsun artık, zaman daraldı biliyorum, hani dilinin ucuna geliyor değil mi? Seni bir daha göremezsem düşüncesiyle söylemek istediklerin. Tutuyorsun öylece ve boğazında düğümleniyor. "Ben seni çok seviyorum, bir daha söyleyemezsem kahrolurum". Diyemiyorsun. İşte yine hayal ettim o gece bunu söylediğini, senin elini tuttuğumu....
Olmuyor böyle, sen üzülüyorsun ben üzülüyorum. Sana yazılmış bir mektup oldu sanki bu. İçimden koptu.
Artık "gitmektesin..." ve ben de diyorum ki "git kendini çok sevdirmeden".

13.05, Perşembe
20-10-2005



deniz