16.7.09

terazi


boşa koysam dolmuyor, doluya koysam almıyor.
insan ne istediğini bilmeli. evin içinde yürürken dikkat etmeli koltuğun köşelerine, küçük parmak acısı fena birşey. karnın mı acıktı gideceğin yer mutfaktır, evin içinde dolaşmanın can acıtmanın sakarlık yapmanın manası yoktur. acıktın, mutfaga gittin de ne yiyeceğini bilemiyorsun bu sefer... o zaman boşuna açık tutma buzdolabını, elektrik faturasını düşün. mantıklı ol ne yemek istediğine karar ver. zamanı da geçirme, çünkü biliyorsun işte yeniden gelmiyor. midene ağrı girmeden birşeyler ye. bakma öyle.

8.7.09

mezun(iyet)


evvet yenice geldim. benim için zor da olsa şablon değişikliği vb ufak şeyleri de yaptım yenilendim. bakalım ne kadar gidecek bu şekliyle. yaz havasına uygun oldu ebet.

ve ve ve artık mezunlar kervanına katılmış insan olarak yaz sıcağında net başında geçiriyorum günlerimi. neler neler oldu bitti, neler neler geldi geçti. sana dair bana dair. kpss denen illeti de atlattık.

ama noldu? telekonferans yoluyla 60 öğretmen 8 bin tl karşılığında soruları yanıtlamış! şimdi bu olay ığdır'da oluyor ama kimbilir nerelere kadar sıçradı daha bilmediğimiz. soruşturmalar açıldı, birileri tutuklandı vs vs... ee nolcak? iptal mı edilecek, tabii ki hayır. güzel memleketimim güzel olaylarından bir tanesi daha. insanın birşey yapamaması çok can sıkıcı. haa hatalı olan sorulardan hiç bahsetmiyorum dikkat ediniz. (bkz: haberler)

zaten sorular da zordu. ( heh bak bu kısmı da benim savunma mekanizmam, freuda göre neymiş yer yön değiştirmemiymiş bunun adı.) uzun bir süre eğitim bilimlerinin etkisinden kurtulamayacağım galiba. son 15 gün çalıştım ama etkisi hala devam etmekte. oldu bitti geçti. herşey olacağına varır yav.

henüz tatilde olduğumuzdan belki farkında değiliz, yani mezun olan arkadaşların çoğu böyle. dönem başında okula gitmeyince dank edicek birşeyler sanıyorum. herşey belirsiz gibi. bitti mi şimdi? noldu? misal ben öğretmen miyim? arada bir öyle hissederken arada bir de yakınından bile geçmiyorum. öğretmen. hımm.

kuzenimle konuştum da, asıl öğretmenliğe başlayınca anlıyorsun durumu diyor. siirt'te ögretmenlik yapınca daha başka oluyordur muhakkak. ben batıdaki okullarda staj yapmışım tek deneyimim bu, sahiden de birşeyler söyleyebimek için çömüm ben :) haydi bakalım ben ve benim durumumda olanlar için hayırlısı olsun diyor noktayı koyuyorum.

27.6.09

kısa süre kullanımdışıydım.
geliyorum, az kaldı.
bir şarkı
içinde umut, sevgi
o zaman benden gelsin yine.

21.5.09

sığınak

Ne yetişecek kadar yakındım, ne de geri dönecek kadar cesaretli. Tek başıma kalakaldım işte.
Yağmur bu nasılsa geçer dedim, doluya çevirdi. Herşeyin bana karşı inadı olmak zorunda mı? içimden sayıyorum. Madem kaldım burda şarkıya devam derken mp4 de bana inat etti. hey ben senin gibi! bu sefer telefon imdadıma yetişti derken tek şarkıyla devam ettim sığınakta durmaya. sığınak da bi yere kadar bana kucak açtı, artık yukardan sular damlamaya başladı. höff yani iyice ıslandım zaten yapcak bir şey yok dedim normal normal yürüdüm gittim. ha donuma kadar ıslandım mı orası başka konu. kampüsün içindeki ring şoförü dayanamadı benim o ezik halime, normalde kullandığı güzargahı değiştirdi beni aldı bulunduğum yerden. otobüsün içindekiler de umrumda değildi zaten, ceketimi çıkardım sıktım. gayet , evde çamaşır seriyormuş edasıyla. bir yerden sonra alışıyor bünye ıslak olmaya. saçlarım mı ıslak yoksa ıslak mı yaşamak dedim? senin için rüzgarda hep yağmur mu var? iyi bir sesim yok o da ayrı bir konu.
bir de o yağmurda koşturanları anlamıyorum ben, koşarken çok daha fazla ıslanıyor insan, mythbusters'ta yaptı adamlar deneyi, koşmayacaksın yağmurda anladın mı? yapacakların ise ; evden çıkmadan önce müzikçaların sarjını kontrol etmek, şemsiyeni almak, açık renkli ayakkabı giymemek...
eve döndüğümde ayaklarım buruş buruştu. üzerimi değiştirdim de yine hasta olmasam bari.

15.5.09

ağlamak meselesi


nasıl etmeli de ağlayabilmeli
farkına bile varmadan?
nasıl etmeli de ağlayabilmeli
ayıpsız,
aşikare,
yağmur misali?

neylersin alışkanlık
için kan ağlarken yüzün güler
dikilitaş gibi dinelirsin yine.
yavrum, erişmek ne müşkülmüş meğer,
anneler gibi ağlamanın yiğitliğine?


Nazım Hikmet




19.4.09

ben




üşümeleri sevmem ya hani
düşlerimi bilirim üşümelerimde
ben düşerken üşümemle
iki küçük kurtçuk düşlerim işte
hatırda kalan çift kişilik anımda
ben üşürken, beni düşünen
düşleri gerçeğe dönüştüren
kaybolup giden, yiten, biten...
bilirsin ellerim hep soğuk
var biraz burukluk
nerdesin sen,
nerdeyim ki ben.