soğuk. buz gibi olmaya başladı ev yine. bir gün dönüp özlerim belki bunu da(!) soğuk değil tabii ki özlenecek olan. sıcak şeyler içmek, sıcak ortamlarda bulunmak iyidir. 25 derece ideal sıcaklığım , bir başkasınınkini bilmem.
bildiğim bir başka şey de, ne boş yaşamlar var, nasıl da harcanıyor, değeri anlaşılmıyor. beri yandan nasıl da beklenmedik bir zamanda alt üst olabiliyor bazı yaşamlar da. bir türlü ayarını tutturamıyor insanoğlu. belki de insanların çoğu- ki ben de dahil- farkına varamıyor "an"ı yaşamanın kıymetinin. kaptırmışlar bir şeylerin koşuşturmacasına, kim ne der'cilik yapmaya başlamışlar, içinden geldiği için değil de öylesine bir yaşam. oysa görüyorum, duyuyorum, yürüyebiliyorum, para kazanıyorum, seviyor seviliyorum, şarkı söyleyip kahkaha atabiliyorum.. e peki sonra? sonrası yok işte bir amaç yok, yarını düşünerek bir yere varılmıyor.
daha ufacık bir çocuk, 5 yaşında, gözümün önünde içine kapanık bir halde, sorarım niye? annesi lenf kanseriymiş, günleri sayılı...
2 aylık bir bebek, bir de abisi var 3 yaşında. annesi daha bebeğine hamileyken farketmediği bir şekilde kansere yakalanıyor. tüm organlara yayılmış. bebeklerini bırakıp gitti.. yaşamı o kadardı.
ve bir sürü bir sürü örnekler.. şiddet gören, tacize uğarayan çocuklar..kimisi koyup gitmek istemez, kimisi değerini bilmez. denge bir yerde dengesiz görünür gözüme. haksızlık gibi bir şey.
peki biz her şeye sahipken, niye?
bir gün ölürsem hepinizden önce, senden önce, ondan önce..işte geride kalanlara diyorum, nergiz severim. denizi de çok severim ondandır denizi olan şehirdeyim. ağlamaya gerek yok, benli anıyla birlikte bir tebessüm yeter. bi fikrim yok ama belki hissederim o zaman.
21.1.13
26.9.12
SİZİN HİÇ BABANIZ ÖLDÜ MÜ?
Sizin hiç babanız öldü mü?
Benim bir kere öldü kör oldum
Yıkadılar aldılar götürdüler
Babamdan ummazdım bunu kör oldum
Siz hiç hamama gittiniz mi?
Ben gittim lambanın biri söndü
Gözümün biri söndü kör oldum
Tepede bir gökyüzü vardı yuvarlak
Şöylelemesine maviydi kör oldum
Taşlara gelince hamam taşlarına
Taşlar pırıl pırıldı ayna gibiydi
Taşlarda yüzümün yarısını gördüm
Bir şey gibiydi bir şey gibi kötü
Yüzümden ummazdım bunu kör oldum
Siz hiç sabunluyken ağladınız mı?
Cemal Süreyya
*tam da bugün
Sizin hiç babanız öldü mü?
Benim bir kere öldü kör oldum
Yıkadılar aldılar götürdüler
Babamdan ummazdım bunu kör oldum
Siz hiç hamama gittiniz mi?
Ben gittim lambanın biri söndü
Gözümün biri söndü kör oldum
Tepede bir gökyüzü vardı yuvarlak
Şöylelemesine maviydi kör oldum
Taşlara gelince hamam taşlarına
Taşlar pırıl pırıldı ayna gibiydi
Taşlarda yüzümün yarısını gördüm
Bir şey gibiydi bir şey gibi kötü
Yüzümden ummazdım bunu kör oldum
Siz hiç sabunluyken ağladınız mı?
Cemal Süreyya
*tam da bugün
6.9.12
29.8.12
deyyus
" şiirler varıdı, sene yazdığım, biyocuk okuyuveseydin belkim bambaşka oluverirdi.
zaman akıpduruken biz ötelere berileri savrılıken.
ah ulen ah, aşk ne menemsin sen, deyyüsün önde gidiverenisin."
zaman akıpduruken biz ötelere berileri savrılıken.
ah ulen ah, aşk ne menemsin sen, deyyüsün önde gidiverenisin."
9.8.12
hayat kısa
yaşamı sevmek lazım. her şeye rağmen.
akşamüstü iş çıkışında tüm günün yorgunluğu üstümde olsa da gülümseyebiliyorum. karşıyaka'nın karmaşık sokaklarında büyümüşüm gibi, çok tanıdık ve bir o kadar bana yakın. samimi olduğundan mıdır, nedir bilmem. bir bir yaşlı teyzelerle konuşasım geliyor.
akşamüstü iş çıkışında tüm günün yorgunluğu üstümde olsa da gülümseyebiliyorum. karşıyaka'nın karmaşık sokaklarında büyümüşüm gibi, çok tanıdık ve bir o kadar bana yakın. samimi olduğundan mıdır, nedir bilmem. bir bir yaşlı teyzelerle konuşasım geliyor.
işte yine bugün o sokaklardan geçerek evime gidiyorum. her ne kadar denize yakın sokaklarda daha kuvvetli olsa da hatrı sayılır bir serinlik var iç kısımlarda da. saçım rüzgarla inatlaşıp yüzümü boynumu öpmeye kalkıyor, ellerim dolu olduğu için teslim oluyorum rüzgara. yine o yaşlı amca, adı kim bilir ne? hep balkonda, çiçekler arasında ve hep el sallıyor geçenlere. özellikle bayanlara mı çözemedim. şirin bir de gülümsemesi var. ilk zamanlar anlam veremesem de bu duruma şimdi ben de el sallıyorum ona. ne kalmış ki hayatında? bizim hayatımızda? bir gülümseme daha kaptım.
köşeyi döndüm ve işte o zeytinyağlı dolma kokusu. kokular içinde bir de kedilerin sesleri. küçük bir çocuk babasına yalvarıyor yavru kedileri evlerinde beslemeleri konusunda. babası oralı değil, ama zarar gelmesin diye diğer kedileri kovalıyor. az sonra taş fırına gideceği belli, üzerinde alelade giydiği tişortu ve şortu, ki büyük ihtimalle atletle geziyor evde. ayağında plastik terlikler. saçlar biraz dağınık ve yağlı. bir de burda yaşlılar hep balkonda. bekliyorlar. hemen hemen her gün camiden sela duyuyorum, beklemekten yorulanlar için.
işte birinci kattaki yaşlı komşum da balkondan kedilere yiyecek atıyor, kendine kedilerden arkadaş ediniyor anlaşılan. 6-7 kedi üşüşüyor balkonun altına. bense anahtar sesiyle bozuyorum tüm akışı. neyse ki bir gülümseme daha kaptım.
ahh bir de o merdivenler olmasa..
6.6.12
ve dünya öyle büyük, öyle güzel öyle sonsuz ki deniz kıyıları her gece hepimiz yan yana uzanıp yaldızlı kumlara yıldızlı suların türküsünü dinleyebiliriz... yaşamak ne güzel şey taranta - babu yaşamak ne güzel şey... anlayarak bir usta kitap gibi bir sevda şarkısı gibi duyup bir çocuk gibi şaşarak yaşamak... yaşamak: birer birer ve hep beraber ipekli bir kumaş dokur gibi... hep bir ağızdan sevinçli bir destan okur gibi yaşamak...Nazım HİKMET
14.5.12
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)