14.4.10

everybody's gotta learn sometime


bu ne şimdi? bir kere yaşımın insanı olmayı beceremeyeceğim sanırım. ya da yaşım neler yapmamı / yapmamamı gerektirir ki? nasıl bi cümle kurdum ben iki saniye önce. yaşın hareketi mi olur şimdi? hmm. yani yetişkin insanlar için diyorum. sanırım hissetmekle ilgili herşey. otobüs durağında sürekli yaşlı teyzelerle karşılaşıyorum ve sıklıkla beni seçip konuşmaya başlıyorlar. çekici buluyorlar beni kesin. tamam sevimli bi insanım kabul ediyorum ama her dakka size cevap veremem ki. otobüsümü kaçırıcam sonra. konuyu dağıtmadan devam ediyorum. işte bu yaşlı teyzelerin ruhu öyle bir genç oluyor ki. "geçenlerde bayan arkadaşlarımla çıkmıştık, şunlar şunlar oldu.."diye başlayan cümleler. senin benim özel zamanlarda ya da seyrek kullandığımız cesaretli renkleri içeren makyajları.. ne de güzel bakımlısın kız sen öyle diyesim geliyor. ve işte ne diyecektim yine konu saptı, demek ki yaşına göre insan olunmuyor efendim, olsa olsa yerine göre olunuyor.

evet ben de tipik bir çalışan insan olma yolunda ilerlerken arada nefes alıyorum, herşey şurda bitiyor aslında. (tam da işaret ettiğim yere dikkat) a-o..


-would you erase me?

+i'm fine without you.




evime gelmişim huzurla. dünden yaptığım yemeklerden yemişim gosşip görl izleyerek. sonra bir film..filmle alakası yok ama ağlayıvermek gerekli bi hareket değildi sanki :) bir gün öğreniriz nasılsa. napalım. yaşımız daha genç, pardon ruhumuz.

5.4.10


kendimden sıkıldım, sadece bugün. öğrenci olmak istiyorum. öğlene kadar uyuyayım istiyorum. göbeğimi kaşıyıp uzanmak istiyorum boylu boyunca. klasik laftır gerçi ama düşünsene; uzanmışsın koltuğa, elinde kumanda..zaping zaping.. göbek de eğlenceli. sonra yine sıkıl tabi. açıkcası hastalığım geçşin, yine renkleneyim istiyorum, hepsi bu.

4.4.10

senden habersiz

saçlarım değmiş yüzüne,
gün içinde
geldin yanıma kaç kere
mutfaktayım
arkamda sen
açıyorum gözlerimi, işte geçti
banyodayım
aynada sen
suyla akıp gidiyor, ve bitti
yataktayım
yanıbaşımda sen
rüya olup geçiyor, ben gibi
senden habersiz
olup bitiyoruz sanma ki sebepsiz

20.3.10

gün güneşli, insanlar neşeli

şimdi efendim ben deniz, hasta olmakla birlikte haftasonu bu güzel izmir havasında evde olmanın müthiş keyfini sürüyorum. yani hastalık kısmı olmasa daha bi tadından yenmicek ama. napalım kısmet. kaç haftalardır evde duramıyordum iş ev seminer bık bık derken bi gün bile bana kalmıyordu. derken bu hafta derin bi oh çektim. defter almalıyım. dijitallik sıkıyor beni bazen aklıma geliverince yazmalıyım karalamalıyım falan.

18.3.10

ve zaman kaç oldu
kalemi kenara koydum,
bir sevdiğimi unuttum
yüzün yüzümü görmez oldu
bir sevgilimi unuttum
bana güvenmez oldun
unuttum işte
bir türlü
unutmayı unutamadım
aslında,
adına şiir koyduklarımı yazıp
şiir yazdığımı sanırdım.
asıl
olanın ben olduğunu unutup
seni yaşar, ağlardım.

7.3.10

niçin


sordu bugün bana
niçin diye
gülümsedim ve
bilmem.. sevdiğim için herhalde
dedim.
basit sorular
ve cevaplardan ibarettik
ben ve içimdeki
uyumlu bir çifttik