ve dünya öyle büyük,
öyle güzel
öyle sonsuz ki deniz kıyıları
her gece hepimiz
yan yana uzanıp yaldızlı kumlara
yıldızlı suların
türküsünü dinleyebiliriz...
yaşamak ne güzel şey
taranta - babu
yaşamak ne güzel şey...
anlayarak bir usta kitap gibi
bir sevda şarkısı gibi duyup
bir çocuk gibi şaşarak
yaşamak...
yaşamak:
birer birer
ve hep beraber
ipekli bir kumaş dokur gibi...
hep bir ağızdan
sevinçli bir destan
okur gibi
yaşamak...
abarttım mı ne, güzel şeyler var elbette. hem de çok güzel şeyler. aslına bakarsan demek istediğim, gün geçtikçe, zaman ilerledikçe üniversite zamanlarındaki gibi kalmıyoruz demekti. sabahlamalar kalmıyor, şuursuzca konuşmalar gülüşmeler, deliler gibi yollarda yürümeler... zamanı geri çevirip uykusuz kalmak ama o günün şartlarında... her şey şimdi daha oturaklı, daha bir yarını düşünerek, daha bir temkinli adımlarla yürüyerek ilerliyor.
rahatsız da değilim bundan, benimkisi üniversite yaşamımı/tembelliğimi özlemek. yalnız kalıp hüzün yapmak (öyle demeyin şimdi, hepimizin içinde yok mu kimse beni anlamıyor bakışı) hayata karşı devamsızlık hakkımı kullanmak istiyorum bazen.
yoruldum ki ben, daha bu yaşta, eved. ha bi de, bugün orda da cumartesi mi?