
üstünden geçtiğim her gün
gecede bırakıyorum kokunu
siliyorum ezberimden onu
yine geceye esiyor koku
unuttugum koku unutamadığım oluveriyor
geride kalmışlığınla
kokusuz
korkusuz
koşulsuz
kopmuşuz
.
uzun zaman önce oturduğumuz bir bank vardı. ben bu sefer yalnız oturdum ona. yalnız olmaktı ya amacım. yoksa çağırırdım seni. (sanırım)
02-03-2008
Yorgunum, uykusuzum, algılarım yavaşladı, hareketlerim de öyle. Bugün doyurucu bi gündü belki de. Uyku dışında. Uyku gibisi var mı yahu!
Haa hayat güzel diyorum da ben kendi penceremden öyle görüyorum zaman zaman.(sen gibi) Ne biçim olaylar oluyor şehrimde, memleketimde, dünyamda… hep var evet, her zaman oluyor. Benden bağımsız olan o dışarıda. Boşver diyor bi tarafım da yok ya üzülüyorum ben öle her şeye, haberleri izlerken ağlar mı insan? Ailesini gazzedeki olaylardan sonra kaybeden küçük kızın gözyaşları yalan olamaz herhalde? Neden haksızlıklar olurken bi tarafta, diğer tarafta Hollywood yıldızlarını bir şey etkilemez? Kaç milyon dolarlık masraf olmuş düşünsene yahu, bi perde aman aman şaşalı olmasa, en pahalısından yiyecek içecek alınmasa, katılan ünlülerin bir gece için harcadıkları kılık kıyafet masrafları?
Haberleri izlemeyeceğim, istifa ediyorum bi müddet hayattan. Ne bu ya her şey tuhaf. Adamın biri eşi chat yapıyor diye kızının önünde pompalı tüfekle öldürebilir mi hayatı paylaştığı biricik insanı, eşini? Nerde kaldı onca paylaşım, niye siz evlendiniz ve çocuk dünyaya getirdiniz?
Sen niye iç kuruşluk kirayı almak için adamı bıçakladın genç oğlan?
Sevgilini niçin dövdün e be hödük insan, sevgili olmanın verdiği bi hak mı bu? Kimsin ki sen?
Belediye başkanı ne gerek var böyle komikliklere, seçim öncesi yolları delik deşik etmene, bi de üstüne her eve mektup yollamaya… benim cebimden çıkan parayı neden bu şekilde harcıyorsun ki.
Ve sen gizli ajan komşu sanane bizim evimizde ne olup bittiğinden, neden o güzel zihnini bizi düşünerek yoruyorsun? Dedikodu yapma , hayatına odaklan.
Uzaklaşmak lazım, sadece ben ve benim gibi düşünen insanlarla birlikte olmak lazım.
edit: kaydetmediğim eski yazıları kurcalarken buldum derken... güzel ülkemin sorunları hiçbir zaman bitmeyecek ki yaşayıp gidiyoruz. bir de seçimler sonuçlar, patlayan ampül mü, elektrik kesintisi mi... sahil kentlerinde var bi durum, helal olsun onlara. deniz havası işe yarıyor sanırım diyeceğim şimdi. koca memleketim yarım ada... işte bi sebep bulmak benimkisi de...ah ah.

Hayat tuhaf bir şey ya. Anlamlandıran şeyler var ya hergün yeniden yeniden olan bitenler. Düzen. Koca evrende bulunduğumuz yer. Güneşin doğuşu, kuşlar, rüzgar gün batımı, deniz kokusu, mum, koku almak, düşünmek, kuş sesleri, gece ve yıldızlar, fesleğen kokusu, rastlantı, gözyaşı saklamak için kullanılan şişecikler, bazlama, hayaller, yollar, loş ışık, konuşulamayanlar, bebeğin adım adım büyümesine şahit olmak, seks, şarkılar, ağlamak, yaşlı teyze, evlilik, genç yetişkinlik…
Ufacık geliyorum kendime. Herkese her şeye yetecek kadar çenem düşükken kendime az geliyorum. Yetmiyor bana ben. Korku da var biraz nedensiz çıkıveriyor işte. Çıkmadığı zamanlarda bambaşkayım sanki, her şeyi yapabilirim diye bir güven geliyor bana. Akıllara zarar bi güven. Elbette her insanda olması gereken kadar ama bende başkalaşım geçirmiş bir güven. Korku geliverince her şey altüst oluyor yarıda kalıyor. Olan ve biten.
Bir tane daha benden olsa katlanılmaz olurdu diyorum da… yok bazı zamanlar için bi tane daha olsa fena olmaz, misal akıl versin bana ben. Mantık denizi çıksın kendi içinde boğsun beni. İçime dışıma karışsın. Benim yerime bi kaç soru çözsün, hani hayatın sınavlardan ibaret olan kısmı var ya, orda görev alsın. Ve işte okul çağındaki mavi önlüklü deniz.
Şarj edilebilir pil gibi hissediyorum kendimi. Kıvrımsız, düz bi haldeyim. Gücüm kalmadı, ışık saçamıyorum sanki. Dopdolu ve bitmeye yakın. Her zaman aynı değil, yarım dolu, bitmeye yakın tükenmiş, full. Her halimi seviyorum tamam da tükenmiş durum uzayınca çıkmaz bir hal alıyor gibi.
Her şeyden bağımsız geçen günün şarkısı. Hımmm demesi. Ensemde nefesini hissetmek gibi. Yakın ve samimi ve sıcak. Gözlerimi kapattım işte şimdi. Tuba sesi mi bu arkadaki bilmiyorum da dokunuşları güzel. Dum dum dumdum. Ve nakarata girişi… hııhııııhııımmm yavaş yavaş söylerken şarkıyı, birden sesi yükseliyor ve yine yavaşlıyor. Soluk alıp veriş ritmi değişiyor. Adam da nasıl bir hisle söylüyorsa artık, seviyorum. (haha bunu dediğime göre pil henüz bitmemiş.) Ne düşünüyor acaba şarkıyı söylerken? Dinlerken? Şarkı hiç bitmese, tüylerim diken diken oldu. Perküsyon bir yandan saksafon derken o anda olmalı ne olcaksa. Bu şarkı başka birsey ve bi gün bu şarkıy... İyiden iyiye insanı havaya sokuyor işte. Gece şarkısı bu. Sarı ışık sevmem ama şarkı için ve dinlenmek için güzel olabilir. Hatta mum ışığı gayet güzel olur. Şarkı ve ben. Küçük odamda nefesimden hafifçe titreyen ışık. Hııhhıı hıımmm…